Ready, Able.



http://www.youtube.com/watch?v=Puph1hejMQE

Bu klibi farketmemi saglayan Benk'e ne kadar tesekkur etsem az.. Burak'in Takintisi'ni da geri istiyorum ayrica..

Pearl Jam, 20 Kasim 2009

Pearl Jam ve Dave Matthews Band. Hayatim boyunca canli konserlerine gitmek istedigim iki grup. Elbette daha sayabilecegim bircok grup var ama ikisi aklima ilk gelenler olur hep. Melbourne'e adim attigim andan itibaren iple cektigim tek bir tarih vardi. O da 20 Kasim 2009. Pearl Jam, Melbourne Etihad Stadium'a gelecekti, ben de elbette biletimi aldim. En onlerden izlemek istiyordum ancak baska bir Avustralya gercegiyle daha karsilastim. Biletimi aldigim sirada konsere yaklasik 3 ay olmasina ragmen sahne onu ve sahneye yakin alanin biletleri tukenmisti. Zaten bu bana bir ders oldu.


Konser gunu okul projelerimi teslim edip yaz tatiline girdigim gundu. Bir cirpida projelerime son rotuslarimi atip okula kosturdum, sonra Etihad'a dogru ucusa gectim. Ucu ucuna, o kadar sikisikti ki her sey, stadyum kapilarinin etrafina dizili karavanlardan bir sosisli kapip gecitteki siraya yerlestim. Iceri girdigimde coktan Ben Harper calmaya baslamisti. Tam kendime iyi bir yer bulmaya calisirken sahneye Eddie Vedder konuk olarak cikti. Beraber Under Pressure soyleyip cok eglendiler. Sahnedeki insanlarin eglenip yaptiklari isten zevk almalari bana da keyif verir. Harper ve Vedder'in eglenmesi sayesinde ben de bir anda sanki saatlerce oradaymisim gibi atmosfere adapte oldum.

Harper konserini bitirdikten sonra heyecanli bekleyis basladi. Bu sirada ben de yanimdaki insanlarla laflayip konserin setlistini tahmin etmeye calistik. Pek cogu tuttu da. :) Herneyse, isiklar karardi ve grup sahneye cikti. Sahne dekoru Pearl Jam'in yeni albumu Backspacer'in konseptine uygun tasarlanmisti. Yuvarlak daktilo tuslari uzerinde "Pearl Jam" harfleri yanip sonerken "Elderly Woman Behind The Counter In A Small Town" ve "Corduroy"la yavas bir baslangic yapan grup, "Animal" ile arkadaki isiklarin enerjisine yetisip sahnede patladi. O an konser oncesi tanistigim insanlarla yuksek tavana degme calismalarimiz basladi. Ve o an anladim ki ben gercekten Pearl Jam konserindeyim ve onlari canli izliyorum.

"Animal" sonrasi yeni albumdeki favorim "Got Some" tinlamaya basladi kulagimda. Eskiyle yeni bu kadar iyi karisabilir. Bazi konserlerde "Neden duruyoruz?", "Bu sarki da ne alaka?" der ya insan, bu konserde boyle birsey yasamadim. "Got Some"in arkasindan B-yuzu "Brother"i calmalari bile kulagima batmadi. Konserin ana kisminda yine eski, ancak daha cok yeni sarkilara yer verdi Pearl Jam. Yalniz sasirdigim ve goz yaslarimi tutamadigim an "Oceans"i caldiklari andi. Konser arkadaslarimla birbirimize bakip "Neeeeeeeeeeee?!" diye haykirip, hayallere dalmaktan kendimizi alamadik. Ilk kismin sonunda "Do The Evolution"i patlattiklari an sok dalgasinin ugrayacagi belliydi.

Ilk bise ciktiklarinda yine sakin karsiladi grup bizi. Eddie Vedder sahnede gitariyla bir Neil Young klasigi "The Needle and The Damage Done"i calip soyledi. Sarkinin sonunda grubun geri kalani arkada belirdiginde son albumden "Just Breathe"le devam etti konser. Ilk bisleri daha cok "Ten" albumu agirlikliydi. "Jeremy", "Deep" ve "Why Go" gibi klasiklerini arka arkaya siraladilar. Bu sirada calan ellerin uzerindeki kirisikliklar yaslanma belirtilerini gosterse de, sahnenin bir ucundan diger ucuna kosturan grubu gozleriyle yakalamaya calisan ben yaslandigimi hissettim. Belki de her ani yakalamak isteyip gozumu kirpmak istemememden dolayi da gozum yorulmus olabilir. :) Sahneye ikinci kez cikislariniysa "Porch" ile bitirdiler. "Yapamazsiniz bunu!" diye isyan ederken isiklarin acilmadigi gercegini goze alip alkislamaya devam ettik. Birkac dakika sonra Pearl Jam yine sahnedeydi.

Ikinci biste yine sakin basladilar, "Black", "Spin The Black Circle", ve "Alive" ile costular, "Yellow Ledbetter" ile konseri bitirdiler. Son birkac sarki boyunca tum stadin isiklari da acikti. Grup da caldigi seyirciyi sevmis olmali ki, sahneden inmek istemediler. Sahnede calmamalarina ragmen seyirciyle vakit gecirip konustular, selam verdiler. Gemiyi son terkedense yine Kaptan Vedder oldu.

Eve donmek icin stadyum kapisindan disari adim attigimda bacaklarimi hissetmiyordum. Ancak yuzumde olmeden once yapmam gerekenler listesinden bir maddeyi silmenin huzuru ve nesesi vardi. Konserin etkisi hala devam ediyor bu arada. Hala dusunuyorum da ne konserdi..

Buralara Döndüm

Cok bosladim, cok surundum, cok dusundum, az uyudum, cok yattim, tembellik de yaptim. Ama artik buradayim. Yeni kitada yeni bir sayfayi cevirmek kolay olmadi, ancak fena da olmadi. En azindan su an Tazmanya'dan gelen birami yudumlarken bunu soyleyebiliyorum. Hostel macerasindan sonra eve cikmak, ev arkadasimiz Avustralyali kizin biraz kontrolsuz olmasi ve kucuk surtusmeler disinda her sey iyi gecti.

Projeler ve dersler biraz aksadi, ve aksamamasi gerekirdi. Buraya sevdigim isi yapmaya geldim ve bunu yapmaya da kararliyim. Artik okulun da huyunu suyunu ogrendim, onumuzdeki doneme hazirim. Gectigimiz cuma yaz tatiline girdik okulca. Hala ne yapmak istedigime karar veremedim. Muhtemelen is aramakla gececek bir sure, ve is bulamayacagim gibime geliyor. Burasi her yere uzak oldugu icin kriz anca vuruyor sanirim. Bakalim, bana sans dilemenin zamanidir.

Avustralya'da yasamdan biraz bahsetmek gerekirse.. Burasi sessiz sakin bir yer genellikle. Ama bazen geceleri oyle olmayabiliyor. Garip bir sekilde insanlarin ozellikle icmeye ve yemege egilimleri var. Saat 11'den sonra havalarin da guzellesmesiyle publarin bahcelerinde pek cok insani Tavuk Parma ve bir adet Pot (yaklasik 300 mL) icerken gorebilirsiniz. Hafta ici dedigim saatlerde fazla yogun olmasa da, pazar gunleri aksamustu saat 6 gibi kor kutuk sarhos insanlari tramvayda yakalama sansiniz cok yuksek. Kisacasi iciyorlar. :)

Hazir tramvay demisken biraz ulasim konusuna degilmeli. Melbourne'de otobus bulmak cok guc cunku o kadar iyi bir sistem kurulmus ki, butun isinizi tramvay ve trenlerle halletmek mumkun. Gunluk biletler $6.80, 2 saatlik biletler $3.70. Simdi benim gibi pek cok uyanik elbette tramvayda nasil olsa az guvenlik var, orayi kontrol etmiyorlar diye biletsiz yolculuk yapmaya kalkisabilir. Ancak ne zaman gorevlilerin cikacagini insan bilemiyor. Gunlerden bir gun, okula yetismeye calisirken bilet alacagim tuttu. Cuzdanima baktigimda her nedense yeteri kadar bozuk param olmadigini gordum. (Bu arada tramvaylarda sirf bozuk para kabul eden makineler var.) O anda tramvaydan inmem gerektigi aklimdan gecti, ama macera ya yine de devam ettim yoluma. Isin sonunun nereye vardigini anladiniz tabii ki. $170'lik cezanin posta kutunuza ulasmasi biraz vakit aliyor ama o mektubu aldiginiz an gonderenin "Department of Transportation" oldugunu gordugunuzde buyuk ve sesli yutkunmanizi hatirlayacaginiza eminim. Bu yuzden, Melbourne'de nasil olsa kontrol edilmiyor diye bilet almamazlik yapilmamasi gerek. Son olarak eger aksam 6'dan itibaren 2 saatlik bilet alinirsa, saat gece 3'e kadar gecerli oluyor o bilet. Bu kucuk tuyo ile bir diger ulasim araci bisiklete geciyorum.

Insanlar burada bisiklet kullaniyorlar. Elbette kask zorunlu ancak her yere tramvay veya tren beklemeden hizlica ulasacaginizi biliyorsunuz. Bu yuzden kask benim gibi eski kafali bisikletciler icin cekilmesi gereken ve cekilebilir bir cihaz halini aliyor. Daha bisikletim olmadigi icin "soldan gidonlu" :) bisikletler hakkinda yorum yapamayacagim. Gecenin bir yarisi bir yere gittiyseniz de taksiyi tercih etmek zorunda kalinabilir. Taksi ucretleri hani hafta bir veuya iki kere kullanmak icin cok makul. Arabaniz varsa ozellikle alkolluyken kesinlikle evde birakilmali. Yoksa bizim ev arkadasi kizin dustugu duruma dusebilirsiniz.

Bir gun alkollu yolda yakalaninca kendisi, arabasina alikonulmus, daha sonra mahkeme de arabasina ufleme aleti taktirmaya karar vermis. "Interlock" denen bu alet, arabaya baglaniyor, arabayi calistirmak iciin once bu alete uflenmesi gerekiyor. Alkolsuzseniz zaten araba calisiyor. Her 15 dakikada bir alet otuyor ve yine uflemeniz gerekiyor. Trafikte biri gorse nasil asagilayici bir durum oldugunu dusunun. Bir de bu proseduru - zannedersem - 12 ay boyunca yaptiginizi dusunun. Herneyse, araba kullanirken dikat etmekte yarar var. Benzin de elbette Turkiye'ye gore ucuz.

Fazlaca yazdim sanirim. Daha devami da gelecek elbette. Biraz fotograf cekip suslemek de gerek burayi. Madem tatildeyim, fotograf makinemi de yanimda tasiyacagim artik. Sonra gorusmek uzere..

Born to Skate



Zaman sikintisindan daha tam bitmedi. Aklimda eklenecek birkac sey daha var ama genel olarak bu animasyonu tamamlanmis sayiyorum. Flight of The Conchords'dan, Ladies of The World.

Az Kaldi

Bir, en gec iki hafta sonra biraz buralari dolasip, fotograf cekip geri donuyorum bloguma. Asiri yogun geciyor, hava giderek sicaklasiyor, denedigim bira cesidi sayisi da artiyor. Gunluk hava raporumu zaten Twitter'dan da takip edebilirsiniz ama uzun cumleler kurmak her zaman daha guzel. En azindan simdi bana oyle geldi.

Bu sure icinde yeni yuzuyle Alt Sokak bloguna bir goz atin. Artik blog uzerinden de dinleyebiliyorsunuz programi. Ben de simdi programi dinleyip bu gunesli havada odamda projelere dalayim.

http://www.altsokak.com