İki Conchord, Two Conchords


Bir süredir ortalarda yokum. Neden mi? Neden yukardaki adamlar. Bütün bölümlerini indirip de yoğunluk yüzünden izleyemediğim dizilerden biri buydu. İngiliz espri anlayışını alıp üzerine Tenacious D ekleyin, oldu mu size Flight of The Conchords? :) Uçakta, ana gemiye dönüş yolculuğumda kahkahalara boğulmamın sebebidir Bret ve Jemaine. 3. sezonları gelir mi bilmiyorum (şimdiden yayınlanan bütün bölümleri 2, bazılarını 3 kere izledim), bu yüzden her yere rahatlıkla taşıyabilmek için albümlerini de satınaldım. İyi de yaptım.

Kendileri hakkında biraz daha fikir edinmek için biraz YouTube'a, biraz da grubun resmi sayfasına uğrayabilirsiniz.

YouTube - Flight of The Conchords
Resmi Site - Flight of The Conchords

Alt Sokak

İki hafta aradan sonra tekrar program kaydıyla karşınızda Alt Sokak blogu. MySpace konuğumuz da var ayrıca. İndirmek ve playliste göz atmak için şöyle buyrun:

http://www.altsokak.com

Twistori Desktop

Daha önce de buralarda yazmıştım bu garip Twistori hakkında. İnsanların hayatında neyi istediklerini, neyi sevdiklerini ve neden nefret ettikleri hakkınızda fikriniz oluyor bu site sayesinde. Bunların hepsi "İsimsiz" olarak Twitter'dan derlenip karşınıza düşüyor ama eğlencesini kaybetmiyor.

Geçenlerde Mac için ekran korumasının çıktığını söylemiştim, şimdi bir de baktım Mac için uygulamasını da çıkartmışlar. Tavsiye ediyorum ve indirmek için bağlantısını da ekliyorum buraya.

http://twistoridesktop.com/

Zaman


Insanin engelleri asmasi gerekmesi ve sevdigi isi yapmak icin beklemesi cok sikici. Keske her sey bir anda oluverse. Belki bu bekleme suresi icinde aklimdaki fikirler daha olgunlasir diye umuyorum.

Ayrintili guncellememi bir haftadir atlatamadigim jetlagin ustesinden gelince yazacagim. Miskinlige devam.

Tamamlanan Hazirliklar Ardindan

Ani bir kararin ardindan dunyanin bir ucundan diger ucuna gitmeye hazir sayilirim. Sevgili arabami da sattim, yarin banka isleri ve daha bircok duzeltilmesi gereken kucuk puruzlerle ilgilenmeliyim. Hayatimla ilgili ikinci ve son kararimi aldiktan sonra az da olsa burayi ozleyebilecegim fikirleri gelmeye basladi aklima. Burdan her ne kadar gitmek icin canla basla calistiysam da, unutamayacagim birkac sey var elbette.


Ilkokula baslamadan once kullandigim Macintosh Plus'tan etkilendigim bir gercek. Sanirim o bligisayara temas ettigim ilk gunden beri buralara gelmek ve Apple'da calismak istedigimi biliyorum. Buraya gelmem biraz gec oldu ve tam da ekonomik krizin ortasinda bu hayalimi ertelemek zorunda oldugumu anladim. Okula gittigim her gun I-280'de yol alirken onunden gectim adi gecen ve yukariya fotografini koydugum firmanin. Aylar boyunca da kendime aci cektirdim, gitmedim hic 1 Infinite Loop'a. Derken Turkiye'den bir arkadasim ziyarete geldi ve "ilk adimimi calisan olarak atacagim" inadimi da boylelikle kirmis oldum. Artik master icin donersem buraya diye bu defteri de kapattim simdilik.


Aklimda olan ikinci sey buradaki ilk gunlerimdi sanirim. Silikon Vadisi'nde ayagimi yerden kesen ve beni feci toplu tasimayla ugrastirmayan arabama sahip olduktan sonra gezinmeye basladim elbette. Aralik ayinda bile sicak olan bu iklimde, ucuza aldigim halde sunroof barindiran arabamla cevreyi kesfetmek benim icin en buyuk zevkti. Biraz yalnizliktan olacak, daha da yalniz kalabilecegim yerlere gitmek istiordum hep. Hem hayatta yogun yasayip, hem de huzurlu olmayi zannedersem burada ogrendim. Gidip rahatlayabilecegim okyanus kiyisinda deniz feneri turlari atip fotograflar cektim.


California'nin ruzgarli kiyilarinda parlayan kis gunesini de hep hatirlayacagim sanirim. Goz alabildigine kumsallar ve guzelligini seyrederken icinde yuzmeyi unuttugunuz okyanus. Biraz da Eternal Sunshine of The Spotless Mind'i hatirlattigindan midir bilinmez, huzunluydum.


Ucuncu hatirlayacagim sey elbette guzel sehir - yarin aksam son kez ugrayacagim - San Francisco. Zannedersem hayatimda daha guzel bir sehir gordugumu hatirlamiyorum. Ayni kareden bakip da milyonlarca fotograf cekseniz bile ayri tat veren bir yer San Francisco. Farkli tellerden calan milyonlarca kisinin detone olmadigi tek yer. Bana 5 sene boyunca gorebilecegim gruplari 8 ay icinde izleme firsati verdi. Konserlerde hayalimdeki seyirciyle tanistirdi beni. Fleet Foxes konserinde bahsettigim seyirciyle cit cikarmadan hep beraber izledik, ayni kalitedeki seyirciyle ayni anda ayaklarimizi yere vurup salonu inlettik Stereolab bis yapsin diye. Guzel yemekler de tattim ve Anchor Steam'leri de devirdim Casanova Lounge'da Michael Jackson yuzlu ciplak kadin portresine bakarken. Bu arada farkindayim cicek-bocek konusuyorum burda, ama oyle. :) Scott McKenzie bosuna dememis:

"If you're going to San Francisco
Be sure to wear some flowers in your hair
If you're going to San Francisco
You're gonna meet some gentle people there"

Ileride yasamak istedigim yeri birakip gitmek sanirim en aci veren sey. Gectigimiz Chicago gezimde bahsettigim H. Can'in bana dedigi "Ben Chicago'yu cok benimsemisim." hissiyatinin aynisi bende San Francisco icin gecerli. Bir gun geri gelecegimi bilmekse beni motive eden tek etken.

Dorduncu ve son olarak hatirlayacagim sey de, burda tanisip roportaj ayarladigim ancak bir turlu bu roportaji yapamadigim grup Sleepy Sun olacak. Ben San Francisco'ya vedami ederken, siz de belki bu gereksiz yaziyi bir daha asagidaki sarkiyi dinleyerek okur ve yukardaki fotograflara bakarsiniz..

Sleepy Sun - Lord

Gorusmek uzere..

Bill Gates'in Facebook Profili

Olsa acaba boyle mi olurdu? :)

read more | digg story

Safari icin StumbleUpon

StumbleUpon'u uzun bir zamandir - uzun diyorum, gercekten - denemek istiyordum. Ancak Safari kullanmak konusunda bagnaz davrandigim icin bu platformu bir turlu kullanma sansi bulamadim. Cok da birsey kacirmiyorum diye dusunuyorum. Ama insanin bir fikri olmasi lazim, degil mi?

Bu yuzden Internette biraz arastirdim, neden boyle bir eklenti yok diye Safari'ye. Sonra Stumbi isimli kucuk programciga rastladim. Bu eklenti Safari'nin arac cubuguna oylama ve Stumble tuslari ekliyor, bununla kalmayip bir de menu koyuyor. Hesabinizla direkt olarak bagli oluyorsunuz ve gayet guzel calisiyor.

Eklenti ne kadar guzel olursa olsun iki adet eksisi var. Eski tarihli internet sayfalarinda dolasirken 100 Stumble sonunda kullanmaya devam etmek icin $2 talep eden eklentinin, daha buyuk bir firma tarafindan satin alininca $4 istemeye basladigini ogrendim. Yani Firefox kullanicilarinin ucretsiz kullandigi bir hizmete neden para verelim? Bu bir.

Ikinci eksiyse Safari 4 Beta uyumsuzlugu. Menu hala calisiyor, ancak arac cubugunda dugmeler yok. Simdiden yari yolda birakilmis hissederek, Stumbleupon kullanacagim zaman Firefox kullanmayi seciyorum. $4'a iPhone icin yararli bir uygulama alirim diye dusunuyorum. Yanlis mi dusunuyorum acaba?

http://www.soyasoftware.com/

San Francisco'da Muhtemelen Son Gecem

Vadi macerasini kapatmadan once San Francisco'da belki de son bir konsere gitme sansi buldum. Bu konserde Flying Lotus, The Bug ve Kode 9 yer aliyordu. Zannedersem Mighty uzun zamandir boyle bir konser yuzu gormedi. Barmaid'in ikram ettigi Jameson shotlari (Cem Bey kulaklariniz cinladi) ve Stella Artois'lar hala gozumun onunde.

Uzun zamandir bir geceden bu kadar mutlu dondugumu hatirlamiyorum. Emegi gecen herkese tesekkur eder, ben sizmaya izninizi isterim. Iyi geceler..

http://www.last.fm/event/983657

Leaving California

No one but me is walking
under palms that give no shade.
I’m leaving you today.

California.

How cruel was I to think that
I could make you change?
Oh, give me some shade.
Oh, Australia, come soon.
How could I have believed
that I could live and breathe in you?

California killed me.

I think it’s time to leave.
I told no one I’d stay.

e-Penis


Twitter icin her gun baska bir eglenceli uygulama cikiyor. Daha once burda Twistori'den bahsetmistim. Simdi, e-Penis'i buraya not almak istiyorum. Twitter kullanici adinizi kullanarak 'boyunuzun olcusunu' cikarabiliyorsunuz. Bu kucuk ve akilli uygulama eminim gununuze nese katacaktir. :) Benimki simdilik 25.93 cm gozukuyor. Ama onemli olan boyu degil, islevi degil mi? Daha da igrenclesmeden baglanti adresini verip aradan cekiliyorum.

http://www.epenis.nl/

Not: Bu arada Twistori Macintosh'lar icin ekran koruma cikarmis, siddetle tavsiye ediyorum. Adresi:

http://twistori.com/twistori.saver.zip

Craigslist

Craigslist'in Amerika ayaginin cok iyi calistigini soylemek lazim. Buralardan tasinip Melbourne'de yeni bir hayat kurmadan once, aldigim birkac mobilyayi satiyorum bu site araciligiyla. Arabami bile koydum, simdilik bir tane talip cikti, o da cok ucuz bir fiyat verince geri cevirdim dogal olarak. Bir anda o kadar fazla esya koydum ki, artik ilan verme surem 2 dakikayi gecmiyor. Ileride bir Craigslist uzmani olabilirim gercekten.

Siteye uye olup girdiginizde, bir seyler satmak istiyorum diyorsunuz, sonra kategoriler altindan ne satmak istediginizi ve nerede sattiginizi giriyorsunuz. Bu kadar basit. Birkac fotograf ve sattiginiz urunun fiyatini tanimlayip gonderiyorsunuz internetlere.


Bugun guldugum seyse yukardaki 'dogrulama' mesajiydi. Bir urunu Craigslist'te ilan etmeden sizin 'insan' oldugunuzu dogrulamak icin boyle bir yola basvurmuslar. Gecenlerde karsilastigim Google'in 'pyssy' mesajindan daha iyi ve benim yolladigim seylere o kadar iyi uyuyor ki. :)

http://sfbay.craigslist.org/

Augmented Reality Virtual Pet


http://www.youtube.com/watch?v=_0bitKDKdg0

Tek kelime ile "Muhtesem!". Daha nerelere gidecek bakalim bu olay. Biliyorum, hep boyle sorular soruyorum boyle videolardan sonra. :)

Kaydi Olmayan Muzo'nun iPod Gunlugu Bolumu

Bilgisayarimi karistirirken buldum. Bu bolumu Ankara - Eskisehir yolunda, karli bir zamanda arabamla buz pateni oynadigim zaman yazmistim. Cekiciyi beklerken derme catma bir benzinlikte.

Hayat nasil da degisiyor, degil mi? Asagida kaydini alamadigim Muzo'nun iPod Gunlugu bolumu var. Sanirim yakin zamanda bir tane yapacagim. Okuyunca ne kadar ozledigimi farkina vardim. Simdilik eskileriyle idare ediniz. :)

iTunes baglantisi burda eski bolumlerin:
http://itunes.apple.com/WebObjects/MZStore.woa/wa/viewPodcast?id=92691735

Ha, bu arada, kaydettigim dosyayi 17 Subat 2008'de olusturmusum. Kucuk bir not. :)

"Merhaba, ben Muzaffer. Muzo’nun iPod Günlüğü’ne hoşgeldiniz. Bu podcastin ne zaman cenazesini kaldırmayı düşünsem, sonradan bir şekilde vazgeçip yeni bir bölüm gelir aklıma. Zannedersem podcastin ismini 29 şubat olarak değiştirip 4 senede bir yapsam daha mantıklı olucak.

Uzunca konuştuktan sonra neler yapıyorum diye belki merak edenler olabilir. Bu süre içinde zannedersem hayatımın köklü değişikliklere uğradığını söylesem yeridir.

Üç madde halinde, şu sıralar yaşadığım duyguları ve olayları, o zamanlar dinlediğim müziklerle açıklayabilirim.

İlk maddeden başlıyorum. Okuldan sonunda atıldım. Beslenme ve Diyetetik bölümüne zaten alışamamıştım ve benden diyetisyen olmayacağı da belliydi. Bu kadar uzatmamın nedeniyse Türkiye’deki herkesin derdi, bir diploma almak ve sonra tamamen alakasız bir alanda işe başlayıp, bir şekilde mutlu yaşamak. Yürümedi bu plan. Atılmayı beklemiyordum açıkcası, yazın belli olduğunda askerliğe de gideceğim düşüncesiyle başımdan aşağı kaynar sular boşaldı. Bir şekilde toparladım sayılır, ama etkisi sandığımdan büyük oldu. Köklü değişikliklerden biri buydu. Bu yaşadığım kargaşalar sırasında Rock’n Coke müzik festivaline Badly Drawn Boy’un geleceğini daha bilmiyordum ancak sanırım bir iç güdü, bol bol kendisinden Another Devil Dies dinliyordum.

Badly Drawn Boy - Another Devil Dies

İkinci madde. Yaz boyunca ne yapsam diye düşündüm taşındım. Af çıksa da geri dönmek istemediğim okul hakkında birşeyler yapmalıydım. İnsan garip bir biçimde kararsızlık anlarında önündeki bir sürü açık kapıyı göremiyor. Yani işin ucunun iyi bir yerlere varacağını biliyorsunuz ama yine de dışarıya kendinizi kapatmaktan alıkoyamıyorsunuz. Umarım demek istediğimi anlatabildim. Zannedersem yaklaşık iki hafta boyunca kimseyle konuşmak ve kimseyi görmek istemedim. Hatta alınmasınlar, sevdiklerim bile fazla geldi onlara söylemesem de. Yapılacak tek şey vardı, o da paniklememek. Madem arkama bakmadan okuldan ayrılıyordum, yavaştan babamın yanına, Eskişehir’e geri dönmek tek çözümdü böyle karışık bir durumda.

Coldplay - Don’t Panic

Son olarak üçüncü madde. Paniklemeyi bırakıp düşünmeye başladığımda hayatımı gözden geçirdim. Hayatımda ne yaptığım ve ne yapmak istediğimi gözden geçirdim. Önümde üç tane yol vardı. Biri askerlik, diğeri yeniden üniversite sınavına girip yeni bir bölümü kanmak ve bir diğeri yurtdışındaki üniversiteleri değerlendirip sevdiğim bir bölüme başvurmak. Elbette son seçeneği değerlendiriyorum, yani yurtdışına çıkmak."

Alistim Artik

Sudaki koku ve havadaki farklilik bir sure yer degistirince garip gelir ya, artik gelmiyor ilginc bir sekilde. Belki de yine 'goc yollari' beni cagiriyordur, kim bilir? Boyle ilginc ve kesinlesmemis seylerin habercisi bir cumleyle basladiktan sonra 'bahar tatili'mde kisaca ne yaptim, onlari dokuyorum buraya.

California sicaklarindan kacip, Illinois soguklarina gitmeye karar verdim bu tatilde. Yaklasik 5 saatlik bir ucak yolculugundan sonra - Amerika'nin ne kadar buyuk bir ulke oldugunu bir daha farkina vardim - Chicago'nun O'Hare havalimanina indim. Ustune 3 saatlik Ankara - Eskisehir yoluna benzeyen, misir tarlalarinin arasindan gectigim bir yolu da eklemeyi unutmamaliyim. Neyse ki otobuste genis bant internet vardi da biraz olsun beni rahatlatti.

3 saat sonra, kendimi H. Can Unen ile bulusacagim bir universite sehri Champaign'de buldum. Champaign cok sirin kucuk bir sehir. University of Illinois'in bir ayagi burda bulunuyor ve nufus yogunlugunun en fazla oldugu universite kampusu sinirlari icinde sokaklarda hep gencler dolasiyor. Silikon Vadisi'nin bos kaldirimlarindan sonra burasi rahatlatici oldu benim icin. Otobusun biraktigi kosede uzun sureden beri internet ustunde konusup gorusemedigim dostum H. Can karsiladi beni. Evine esyalarimi biraktiktan sonra hemen disari ciktik yemek yemek icin. Guzel muzikler dinleyip cesitli biralarin oldugu pub'a gittik, sonra H. Can'i civik civik eglence mekanlarina da sokmayi basardim. Merak ediyordum California'daki 'popoya dogru' kurali burda da gecerli mi diye. Gecerliymis efendim. Bu Amerikalilar gercekten bu konuda ilgincler. Biz konusup anlasmaya calisiriz barlarda, ancak burda muzik calarken erkek, disinin poposuna dogru cinsel organini yaslayarak dansetmeyi uygun buluyor bir kelime demeden.


Herneyse. Champaign macerasi boyle yari hareketli gectikten sonra Can'la beraber cuma gunu atladik ve Chicago'ya dogru yol aldik. Can'in Priceline'dan tutturdugu otele yerlestikten sonra - sehrin gobeginde Hilton'da kocaman bir oda, ayiptir soylemesi - solugu sehrin sokaklarinda aldik. Otele yakin Fado isimli Irish Pub'da yemek yeyip hizlica Buddy Guy's Legends'a kosturduk. Carl Weathersby caliyordu. Disleriyle bend yapip catir catir solo atinca, Can'la bana birlar su oldu. Ertesi gunu dusunmeyerek ictigimi soyleyebilirim.

http://www.last.fm/event/1015913

Sabah H. Can Unen'in soguk ellerini sirtimda - iyi ki baska bir yerimde degildi - hissederek uyandim. Kendimi dusa atip ayildim ve California'da hala neden bir subesi olmadigini anlayamadigim Dunkin' Donuts'da kahvalti yaptik. Ordan kocaman eski binalar arasinda gezdik, sonra kendimizi Champs-Élysées'e benzeyen Michigan Avenue uzerinde bulduk. Orada bir Apple Store var uzakta diye sinyal verdi Can. Simdi burda ne kadar guzeldi soyleydi boyleydi diye uzunca bahsetmek istemiyorum. Guzeldi ve Chicago'ya gidildiginde ziyaret edilmesi gerek. Apple'dan cikip yola devam ettik, sonra unlu Hancock binasinin onune geldik.

http://www.flickr.com/photos/muzocan/3416719413/

96. kata 40 saniye gibi bir surede ciktigimiz binada bir sure oturup bu yasli ve guzel sehri seyrettik. Can mojito aldi kendine, ancak ben Diet Cola ile yetindim. Midemde halay ceken kontrolu imkansiz asitler calkalaniyordu. Bir sure burda fotograf cektik. Gercekten bu kadar yusek bas dondurucu, ancak bir sure gectikten sonra insan alisiyor ve daha konsantre oluyor etrafina.


Fotografta en arkada iki antenli bina Sears Tower. Genellikle buranin gozlem odasi kullanilyormus turistik gezilerde ancak hem para tuzagi hem de baktigi yer o kadar iyi degilmis Can'a gore. Burdan bakmak zaten yeterli oldu deyip karin acligimizi bastirmaya Gino's East Pizza'ya Chicago tarzi pizza yemeye gittik. Bu lezzetli pizzayi 45 dakika kadar beklemek gerekiyor. Pismesinin uzun zaman almasi nedeniyle bizim yapmadigimiz sey, aperatif istemeyi dusunebilirisiniz. Masaya oturmadan sirayi da goz onunde bulundurun. :) Sehri yuruyerek gezdigimiz gezide bir diger hatirda kalan sey 'fasulye'ydi.


Bu yekpare yapi bir matematik denkleminden yola cikilarak yapilmis. Simdi Wikipedia'dan baktim da, 'bean', 'fasulye' olarak bildigimiz nesnenin ismi 'Cloud Gate'mis. Yekpare gibi gozuken bu yapi gercekten cok ilginc duruyor. Buyuk bir turist akimina ugradigini da soylememe gerek yok. Millet elleriyle arkaya dogru yaslanip, binbir turlu maymunluk yapip fotograf cektirirken, biz soguk kanliligimiz koruduk. :) Bir sure orda durduk ve Irem Hanim ve Tolgay Bey'lerle bulustuk. Yolun karsisindaki Caffe BACI'da orasi kapanana kadar sohbet ettik, daha sonra Michigan Golu kenarinda biraz turladik.

Irem ve Tolgay'dan ayrildiktan sonra jetset odamiza geri donup biraz dinlendik ve ordaki son aksamimizda House of Blues'a gitmeye karar verdik. Sansimiza bizi sahneye cikmadan once deli gibi bekleten ancak iyi bir grup karsiladi orda. Jacob Fred Jazz Odyssey. Tavsiye ediyorum kendilerini. Ozellikle saksafon calan hanim cikinca birden konserin akisi degisti, kendisine buradan bir tesekkuru borc biliyorum.

http://www.last.fm/event/966009

House of Blues'dan cikip odaya gittigimizde cok yorgunduk. Hemen sizip, ertesi gun erken kalkip gitmek icin hazirlandik evlerimize. Kahvaltimizi Einstein Bros. Bagels'da yaptiktan sonra Can Beylerle vedalastik, kendisi beni Mavi metro hattina biraktilar. "Ne kadar tesekkur etsem azdir" deyip Can'a, havalimanina dogru yol aldim. Ondan sonrasi da malum, buz gibi 'ruzgarli sehir' Chicago'dan, yaz sicagi gibi kavrulan San Jose'ye geri dondum.

Guzel birkac gundu gercekten.. Bol blues'lu, bol eglenceli olanlardan.