Happy Up Here



Gectigimiz hafta yeni Röyksopp albumu Junior cikti. Final haftasi yogunlugundan dolayi bu albumu de atlayip muzik piyasasinin gerisinde kalmisim. Ne yapalim, biraz vaktim var artik yetismeye calisiyorum.

Alt Sokak'ta da severek caldigimiz Happy Up Here, Junior albumunden cikan ilk single'di. Ancak ne yalan soyleyeyim, yukarda videodaki halini daha cok sevdim.

Yerel Secimler Hakkinda..

2009 Yerel Secimleri geldi gecti. Hizli da gecti ama elektrik kesintileri ve basa bas rekabetiyle Turkiye'nin gundemini bir sure mesgul edecek gibi duruyor.

Eskisehir'in durumu her ne kadar sevindirse de, CHP yuzunden DSP'nin oylarinin bolunmesi sayesinde yine Odunpazari Belediyesi AKP adayina kaldi. Bravo gercekten. Zaten bu durum bastan beri ongoruluyordu. Su an Odunpazari'nda CHP olmasa, Eskisehir'in merkezi tamamen DSP olacakti. Neden israrli bir sekilde aday cikardiniz ki? Neyse ki Yilmaz Buyukersen bu sefer arayi daha da acti da, olayin parti degil de 'calisan insan' oldugunu ispatlamis oldu. Eskisehir'i ve insanlarini daha da sevdim bu secimle beraber. Ne kadar mantikli insanlar arasinda yasiyormusum meger.

Ote yandan 7 senemi gecirdigim, guzelligini giderek cirkinliklerle yitiren Ankara. Hic akillanmayacaksiniz degil mi? Sizi doven, size soven ve sizi soyan insanlara tapinarak oy vermeye devam edin. Canli yayinda cektigi peskeslerin aciklandigi "cekik gozlu kucuk kurbaga"nin suratini her gun tekrar tekrar gormeye layiksiniz.

Soyguncu kucuk kurbagaya oy vermeyenlere yazik. Cok uzuluyorum gercekten..

Wolfenstein 3D iPhone


Simdi gidip de $5 verilir mi diye sorarlar insana. Verdim ne yapayim. Dayanamadim gercekten. Son zamanlarda geriye donup, severek oynadigim oyunlari tekrar bitirme pesindeyim. Dolayisiyla bunu da bitirmezsem icimde kalacakti. Kisaca kontrollerini nasil yeniden tasarladilar, kolay mi degil mi merak ettim. Sonucta dokunmatik cihaz uzerinde oynanacak bir oyun tasarlamakla, bilgisayar uzerinde oynanacak oyun tasarlamak arasinda daglar kadar fark var.

Peki nedir bu oyunu bu kadar ozel yapan sey? Soyle ki, Wolfenstein 3D, herseyin baslangici. Oyun dunyasinda "First person shooter" kategorisini yaratan oyun. Oyunun konusuysa kisaca soyle: Operation Eisenfaust'u ele gecirirken Naziler tarafindan yakalanan William "B.J." Blazkowicz isimli asker, Wolfenstein Kalesi'nden kacmaya calismaktadir. Ancak yolunun uzerinde SS askerleri vardir ve baslangicta sadece bicaga ve klasik bir silaha sahiptir. Basit ama etkili bir senaryo baslangici. Zaten boyle bir oyunda konu aramak da anlamsiz degil mi? :)


Wolfenstein 3D'nin iPhone surumunde 60 bolumun tamami yer almakta. Bu da uzun sure boyunca guzel vakit gecireceginize isaret ediyor. Orijinal surumuyle, iPhone surumu arasindaki bariz farklardan biri kontroller. Yukardaki resimde gordugunuz gibi sol tarafta B.J.'i saga-sola, ileri-geri yonetmek icin kullandiginiz kontrol arayuzu, sag taraftaysa Nazilere ates etmek icin kullandiginiz dugme bulunuyor. Ayrica kontrollerde daha farkli bir deneyim yasamak icin iPhone'un ivmeolcerini de aktif hale getirip oynayabilirsiniz. Ben bu secenegi daha denemedim ama.

Basta "Eyvah! Nasil oynayacagim bunu?" diye sordum kendimi koridorlarda sacma sapan yerlere atarken. Ancak kontrollere 2 dakika icinde adapte oldum. Sol bas parmaginizi ekrandan cekmeden bir joystick edasiyla kullanmaya basladiginiz an, oyuna hakim oluyorsunuz. Zaten ates etmede kisitli mermi sayisindan baska bir sorun yok. :)

Ikinci degisiklikse, oyunun grafik motoru. OpenGL'in daha yeni ortalara ciktigi yillarda Wolfenstein'in piyasada olan DOS surumu "ray-casting" isimli teknolojiyi kullaniyordu. iPhone uzerindeyse Wolfenstein 3D, OpenGL ES'in avantajlarindan yararlaniyor ve gercekten puruzsuz bir oyun deneyimi sunuyor. Cok kalabalik odalara girmeme ragmen FPS'in dusup de cizilen goruntunun bir kere bile teklememesi beni gercekten sasirtti. Hatirliyorum da MacPlay'in piyasaya surdugu Wolfenstein 3D, Macintosh LC II (68020) gibi o zamanlarin guclu makinesinde bile zorluyordu.


Eksilerden biriyse oyundaki muzikler ve ses efektleri hakkinda. Bir sure oynadiktan sonra muzikler sikici hale geliyor ve sirf muzigi kapatip da ses efektlerini acik birakma gibi bir secenek yok ortada. Ayrica iPod uygulamasinda bir muzik baslatip, Wolfenstein uygulamasini acip, arkaplanda kendi sectiginiz muzikle oynama sansiniz da yok. Sarkiyi baslatip oyuna gectiginizde, otomatik olarak Wolfenstein iPod'da calan muzigi kapatip kendi muziklerine mahrum ediyor sizi. Oyunun ana ekraninda sizi karsilayan kontrol paneliyse sadece ivmeolcer ve kontrol hassasligi ayarlarini iceriyor.

Simdilik Wolfenstein 3D iPhone surumu hakkindaki izlenimlerim bu kadar. Bence 5 uzerinden 5'i haketmekle kalmiyor, 5 dolara size nostalji yasatacak grafikleri ve kontrolleri iPhone'a guzel uyarlanmis bir oyun satin almis oluyorsunuz. App Store baglantisi da asagida:

http://itunes.apple.com/WebObjects/MZStore.woa/wa/viewSoftware?id=309470478&mt=8

Son olarak id Software'in kurucularindan John Carmack'in kendisi, Wolfenstein'i iPhone icin tekrar kodladigi sureci anlatmis. Biraz tarih bilgisiyle beraber, Carmack'in icindeki insaniyet belirtilerinin de ortaya ciktigi yaziyi okumak icin asagidaki baglantiya tiklayiniz.

http://www.idsoftware.com/wolfenstein3dclassic/wolfdevelopment.htm

Not: Pek yakinda Doom'u da iPhone uzerinde gorme sansimiz olacak. :) Hehehe!

Spock


http://www.youtube.com/watch?v=TgMjV3Yse3U

Basar'a tesekkur ediyorum bunu bana gecenin bir yarisi atip da bu boktan gunde guldurdugu icin.

Cosku Arkasi Uyku

Stella + "Duman" = Rage Against The Machine - Killing In The Name Of. Bodrum'daki BBC Bar. Ozlemek. Uyumak.

Serbest Sacmalama


Gecis sureclerinde dilime bir sarki tutturunca sanki hersey daha kolay geciyor. Aklima melodi kazisam da yeterli olabiliyor bazen. Belki kolay geciyor diye dusunmemin nedeni, negatif dusunceleri bu sayede uzak tutuyor olmamdan kaynaklanabilir. Ancak aklima bir sekilde bir sarki yerlestirince, gece yataga girdigimde de calma sorunu ortaya cikiyor. Az bir sure uykuya dalsam bile uyandigimda da karsima cikiyor o sarki. Ben degil de beynim ne zaman bikarsa meselesine donusuyor olay.

Bazen dunyevi zevklerden uzaklasmak istiyorum. Uzay Yolu'ndaki Komutan Data olmak istiyorum. Borg'lar beni makineye cevirsinler, Komutan Data'ya versinler tum hissetme yetilerimi. Ne sacmaliyorum ben? Bilmiyorum.

PJ Harvey ve John Parish


http://www.youtube.com/v/IWrfLhX964I

Son birkac gundur, hatta Alt Sokak'ta caldigimiz gunden beri bu sarkiyi dinliyorum deli gibi. Cok hosuma gitti ve klibi de hic fena degil. Izlemek kalmis artik bize. :)

Bu arada hazir Alt Sokak'tan bahsetmisken, 4. senemizi kutladigimizi da buraya not alayim. Programda ne caldik, ne ettik hepsi Alt Sokak'in blog sayfasinda. Buyrun.

http://alt-sokak.blogspot.com

Not: Simdi farkettim de, ziplamali video kliplerle dolu bir blog olmaya basladi burasi. Acaba Freud olsa ne dusunurdu?

El Farolito


Bir gun olur da yolunuz San Francisco'a duserse, El Farolito'ya ugramadan geri donmeyin. Turkiye'de icki ictikten sonra corbaciya gitme gibi bir aliskanligimiz vardir ya, burasi da oyle biryer iste. Hayatimda yedigim en guzel burritoyu burasi yapiyor ve kalitesinden de hic odun vermiyor. (Dayanamayip artik haftalik teftislere cikiyorum ve kalite kontrol testi yapiyorum, evet.)


Gec saatlere kadar acik olan El Farolito'nun onunde, gece saat 2'de bile disariya kadar tasan sirayla karsilasmak mumkun. Zengin bir Meksika mutfagi menusu mevcut ancak insanlarin gonlunde "Super Burrito" yatiyor.

Super Burrito'nun icinde avokado, Meksika pilavi, eksi sos, et secenekleri arasindan sectiginiz bir tane ve 'refried' fasulye bulunuyor. Bu canavardan aldiginiz zaman yaninda doritos sepetini de ihmal etmemek gerek. Doritosunuzaysa sinirsiz alabileceginiz jalapeño biber tursusu, guacamole ve diger acili soslar eslik ediyor. Eger daha icmeye devam edecekseniz de, klasik Meksika biralarindan tutun - Modelo gibi -, kendi imalatlari meyve sularindan da tadabilirsiniz.

Kesinlikle $5-$10 dolar arasi odenenin kat kat ustunde bir hizmet aliyorsunuz ve San Francisco'ya ugradiginizda buraya da geliyorsunuz. Bu arada kredi karti gecmiyor, haberiniz olsun. Adresleri:

El Farolito
2779 Mission St
(between 23rd St & 24th St)
San Francisco, CA 94110

Not: Bu arada Cem Beyler! Sevgili sonradan gurme dostum sayesinde burayi kesfettigimi de yazmayi atlamisim. Ayiptir, yaziktir, gunahtir, degil mi? Kendisine tesekkuru bir borc biliyorum. Geldiginde oglen Dittmer'de sandvici ve aksam El Farolito'da sinirsiz yemegi bendendir.

Gmail'de Yenilik


Gectigimiz aylarda Google, Gmail'den yollanan 'sarhos elektronik postalar' icin bir cesit eklenti gelistirmisti. Basit aritmetik islemlerle sacma sapan isler yapmanizi engelliyordu. Bu sefer Google Labs yine enteresan bir fikir yumurtlamis. Daha da kullanisli gozukuyor. Ozelligin ismi "Undo Send".

Isminden de anlasilacagi gibi yolladiginiz elektronik postayi geri almanizi sagliyor. Yaklasik 5 saniye boyunca beliriyor siz elektronik postanizi yolladiginizda, sonra geri donusu olmayan bir yolda ilerliyorsunuz. Kucuk seyler de olsa hakkinizda acilabilecek olasi davalardan veya ileride yuzunuzun kizaracagi davranislardan uzak tutmaya yetiyor. :)

Google'da calisanlarin alemci olduguna karar verdim artik. Bir gun elimde icki beraber sarhos olmaya gidecegim Google muhendisleriyle. Kim bilir daha ne fikirler uretiriz beraber.

Kisir Dongu

Insan bazen kendiyle ugrasmaktan zamani kaybedebilir. Kaybettigi anlarda yeniden yakalamak onemli. Yakalayamadigi zaman dert etmemek onemli. Dert etmedigi zamansa gercekten yasamasini ogrenmek onemli. Her sonuctan boyle dersler cikararak kisir donguye girmemek ve zamani yine kaybetmemek onemli.

Bak yine yaptim. ∞

Orbital Ballet



Arkadaki silahlar ne alaka diye soruyordum. Videonun sahibi su tabancalari diye yorumlarda aciklamis. Ayakkabilarsa eBay'den edinilmis. BUY!

http://www.vimeo.com/3486453

Lastiklerim

Uzun zamandan beri biliyordum bunun olacagini. Arabama binmeden once on lastiklerime bakip, "Lanet olsun" deyip yine yoluma devam ediyordum. Eski dolma teker bisikletim aklima geliyordu ne zaman gorsem o unlu on lastiklerimi.

Dun gece yine DNA Lounge'da Bootie partisine gittim. Ordan cikip evime donmek icin I-280'e girerken basima gelecegini biliyordum. Gecem cok iyi gecti ya, mutlaka bir aksilik olacakti. Sans eseri bana birsey olmadi, olan geceme oldu iste. Cok lastik degisimine taniklik ve yardim ettim, ancak tek basima ilk defa dun degistirdim.

Artik bir taraflarim havada dolasabilirim. Bu arada, su zavalli yedek lastiklere uvey evlat muamelesini hic sevmiyorum. Neden farkli yaparlar bunlari? Kardeslerinden daha ince oldugu icin uzulmez mi bu?

Steve Jobs, NeXT



Simdi "Yine mi Steve Jobs'dan bahsediyor bu?" diyen olacaktir. Evet Steve Jobs'dan bahsediyorum. "Nerd" damgasindan zaten kurtulus yok, bu yuzden ben de acikca sergilemekten cekinmiyorum. "Fanboy" diyenlerle de ayrica tartismaya acigim. Degilim iste! :) Herneyse.

Yukardaki video, Steve Jobs'un NeXT'teyken verdigi bir toplantinin kaydi. Apple'dan ayrildiktan (atildiktan) sonra NeXT'i kuran Jobs, hallice pahali bilgisayarlariyla Workstation piyasasina girmeyi hedefliyor. Bize ne degil mi? Bir izlemekte fayda var derim. Cunku bu videoda konuya hakimiyeti, anlatis bicimi ve ikna kabiliyetinin ne kadar guclu oldugunu rahatca gorebiliyor insan. Ister sunum tekniginden kendinize pay cikarin, ister vizyonundan etkilenip agziniz acik izleyin. Size kalmis..

Bolum 1:
http://www.youtube.com/watch?v=p9dmcRbuTMY

Bolum 2:
http://www.youtube.com/watch?v=dn3Ex-5dPAo

Caz Cenaze



New Orleans'daki cenazelerden biri. Bana birsey olursa eger, boyle gomulmek isterim topragin altina. Ne kadar muhtesem bir ugurlama yontemi..

http://www.youtube.com/watch?v=krJW2qMVv4M

Beetle Juice


Bizim IWHYSHY?'a benzemiyor mu? Soldan saga: Burak, Vefik, Hakan ve Kinyas. Ozledim gercekten yukardaki adamlarla calmayi. "Aaah ah!" diye ic gecirmekten baska yapacak birsey yok ne yazik ki.

http://www.marcvalega.com/

Silent World


Ozellikle annem bayilirdi boyle yalniz agac fotograflarina. Ondan bana kalan, hazine niteliginde takinti bu olsa gerek. Baktikca huzur buluyorum.. Michael Kenna'nin Silent World fotograf serisine asagidaki baglantidan ulasabilirsiniz.

http://trinixy.ru/michael_kenna.html

Mykonos



Bu sarkiyi dinlerken hep gectigimiz yaz geliyor aklima. Nasil bir melodi yakalamislar anlayamiyorum gercekten. Gozlerimi kapatinca Akdeniz kiyisinda uzanan erimis asfalt uzerinde yolculuk yapip, masmavi denizi seyrettigim gunler aklima geliyor. Bu yaptigim ilk cagrisim genelde gozumun onune gelen. Ruh halime gore degisiyor elbette gordugum seyler.

Sarkiya eger bir klip cekecek olsaydim ama buyuk ihtimalle yukaridaki gibi birsey olacakti. Boyle ugrasan insanlari gorunce benim de "birseyler yarat" dugmem durtuluyor. Zannedersem simdi 3B tasarim projem icin yaptigim 'mobil' hakkindaki kompozisyonu yazacagim (yaratacagim). :) Cok sikici degil mi?

Bu arada uzun zamandan beri Vimeo'ya ugramiyordum. Orada tek bir arkadasim var, o da Vefizoo. Onun videolarina bakarken bir de ne goreyim? Kendisi master programindaki arkadaslariyla sevdigim bir sarkiya klip cekmis de benim haberim yok. Bayildim ve gulmekten oldum..! Tebrik ediyorum kendilerini ve devamini bekliyorum mutlaka.



Not: Video klipte fotograftaki "gadini" bir yerlerden taniyorum, ama nerden?

Fujiya & Miyagi


Dun Fujiya & Miyagi San Francisco'ya ugradi. The Independent'daydi konser. Basta cok bos olacak diye korktum ancak biletlerin tukenmemesine ragmen mekanin zaten yuzde doksani doluydu. Konser baslamadan iki tane on grup vardi. Bunlardan ilki Project Jenny, Project Jan'di. "Project Jenny, Project Jan" iki kisiden olusuyordu ve acikcasi cok ozenti ve sikici muzikleri vardi. Sahnedeki vokalistin yapmacik hareketleri ve giysisi bana Beduk'u andirdi. Gorselleri fena degildi ama. Zannedersem salonda bulunan arkadaslari ve gorselleri sayesinde "birsey" olabilmisler. Ben adini tam koyamadim o "birsey'in ne oldugunu.

Onlardan sonra sahne alan grupsa ismine zannedersem daha once Last.fm'de rastladigim Pop Levi'ydi. Bu adam(lar) gercekten basariliardi. Pop'la Indie Rock arasinda sallanan sarkilari hic fena degildi. Basta Amerika'li sandim, ancak grubun bascisiyla konusmaya basladigim andan itibaren geldikleri yeri anladim. Gozlerim faltasi gibi acilip "Siz nerelisiniz?" diye sordugumda bana gulerek "Liverpool" cevabini verdi grubun bascisi. Hemen ordan bir albumlerini edindim ve vokalist Pop Levi de ben sormadan :) imzalama inceligini gosterdi. Simdi albume bakiyorumda "Counter Records" etiketi olmasina ragmen Ninja Tune dagitmis albumu. Ilginc. Bu adamlarin sarkilarini Last.fm'de dinlemeniz mumkun.

http://www.last.fm/music/Pop+Levi

Pop Levi sahneden indikten sonra sahnenin toparlanip tekrar kurulmasini bekledim. Sonunda Fujiya & Miyagi sahnedeydi. Aslinda dun kolumu kaldiramayacak kadar yorgun hissediyordum, ancak grup sahneye cikinca vucudumda depoladigim son kalan enerjiyi aktive ettim zannedersem.


Bas partisyonlarinin onde oldugu tatli altyapilarinin ustune hareketli ritmleri canli hissetmek gercekten keyif vericiydi. Buraya ozellikle davulcularinin cok iyi oldugunu not dusuyorum. Genellikle 2008 cikisli Lightbulbs albumlerinden calsalar da ilk goz agrilari Transparent Things'i de unutmadilar. Knickerbocker, Pickpocket, Dishwasher, Uh, Sore Thumb, Collarbone, Ankle Injuries... ve daha bir suru sarki caldilar. Hatta bis yapip birkac tane daha sarki calip seyircinin ve dogal olarak benim de gonlumu aldilar.

http://www.last.fm/music/Fujiya%2B%2526%2BMiyagi

Simdi boyle gaza gelip konser yazisi yazmisim, sarki listesinin tamami nerde? Yok efendim. Biraz yuksek seviyedeki alkol deyin veya benim aptalligim deyin. Fotograf cekmeye ugrasirken acikcasi diger elimle de not alamadim. Aklima konserin sonuna dogru geldi, ancak "Bir dahaki sefere artik." diyerek ben de kendimi koyuverdim tamamen muzigin buyusune.

Uzun lafin kisasi, ben cok sevdim Fujiya & Miyagi'nin konser performanslarini. Bazi gruplar cok iyi olup da konserde ruhsuz olunca hayal kirikligina ugruyorum. Neyse ki bu sefer boyle olmadi. Yakinlara bir yerlere geliyorlarsa eger, kacirilmamasi gereken bir etkinlik olacaktir. Biletinizi de benim gibi onceden alirsaniz, iki eliniz kanda olsa da gidip orada hem eglenip hem de keyif alacaginizi garanti ediyorum..

Zen Bound

Basta telefon ekranlari renkli mi olmus diye soruyordum. Kamera mi koymuslar? GPRS'le internete mi baglaniyor? Muzik calip video gostermeye de mi basladi derken, sozu uzatmadan bunlarin hepsini kolay bir arayuzde toplayan iPhone'a getiriyorum tabii ki. Pek cok alanda devrim yaratan bu alet, 3G modelinin piyasaya cikmasiyla guncellenen sistem surumu 2.0'a ve bu surumle birlikte App Store'a kavusmus oldu. Uygulamalarin gelmesiyle birlikte platform tamamen farkli bir anlam kazandi.

Su an soyle bir baktigimda telefonuma yukledigim uygulamalardan birkaci; Pandora, Shazam, Amazon, Tweetie, Wikipanion ve daha once de buraya yazdigim I Love Katamari.

http://muzocan.blogspot.com/2009/01/i-love-katamari.html

Daha tabii bir suru seyrek araliklarla kullandigim uygulama da yuklu. Ucretli uygulamalaraysa biraz temkinli yaklasiyorum acikcasi. Fazla oldugum yerde durup da, bilgisayar gibi saatlerce konsantre olamadigimdan - telefonun sarjini da goz onune almak gerek - kisa ve etkili seylere bakmayi tercih ediyorum. Zaten kullandigim pek cok uygulama da bilgi edinme amacli. 1 dakika icinde mobil halde bilgimi aldiktan sonra, yoluma devam ediyorum.


App Store'da vitrine cikmis uygulamalarin birinden bahsetmek istiyorum. Ismi Zen Bound. Yaklasik bir haftadir gozumun onunde olan, aldigi iyi yorumlara guvenip de almaktan cekindigim bir oyundu. Beklemekle ne kadar buyuk bir hata yaptigimi 5 dolar verip telefonuma indirdikten sonra anlamis bulunuyorum. iPhone'da gordugum en guzel 3B grafiklere sahip bu oyunda cirkinlik bulmak mumkun degil sanirim. Hersey gercekten cok iyi, hatta muzikleri bile..!


Oyunun amaciysa kisaca soyle: Tahtadan bir oyuncaginiz var. Bu tahtadan oyuncaginiza belirli bir uzunlugu olan bir halat bagli ve bu halatla oyuncaginizin yuzeyini sarabildiginiz kadar sarmaniz gerekiyor. Basit birseymis gibi algilanabilir, ancak o kadar basit degil. Amaci en yuksek puana erismek olmayan bir oyuna elbette temkinli yaklasmak gerek, degil mi? :) Bir puzzle ile karsi karsiyayiz.


51 adet zorluk derecesi iceren bu oyunu yapan firma, guncellemelerle daha da bolum ekleyecegini simdiden duyurmus bile. Hem Turkiye, hem de Amerika App Store'unda mevcut olan - muhtemelen dunya capinda satista, kontrol etmedim - oyunun nasil oynandigina iliskin videoyu internet sitesinde izlemeniz mumkun.

http://zenbound.com/

Siddetle tavsiye ediyorum Zen Bound'u ve arayi sogutmadan oyunuma donuyorum. :) Bu arada son bir soz, oyunu satin aldiginizda yapimcilarin uyarisini goz onune alin ve kulakliklarinizla oynayin. Iyi eglenceler..!

Meebbved Maavved


Efendim The Cenk and The Erdem Beylerin guzide internet sayfalari vardi ve kendileri kadar karanlikti. Zar zor biseyler anlamaya calisirken o sayfadan yillar gecti. Yosun tutmaya baslayan sayfanin adresinin sonu ne olacak diye dusunurken bugun arkamda bir parmak hissettim. Zannedersem omzuma gokten bu nur yuzlu insanlarin parmagi indi.

Sozu gecen parmaksa beni bu siteye yonlendirdi. http://mmm.muebbetmuhabbet.com/

Bu gokten dokunma cagrisimlari ve site hakkinda yaptigim - muhtemelen - salakca tanim, siteye girdikten sonra The Cenk and The Erdem Beys radyasyonuna maruz kaldigim uzun saatler sonucu gerceklesti. Siz de biraz kendinize vakit ayirin ve dolasin bahsi gecen yeri. "Kutupanne ile Sonine", "Filim Adami" ve "Acin Ogrenin Fakultesi" nerede diye soran olur ama farkli iceriklerle ara kapatilmaya calisilmis gibi geldi bana. Sitedeki soru isaretinin altindansa John Locke cikti. Dahasini siz gozlemleyin. Yormayin beni. "Istikrarsiz Kaptaaaaaaaan!"

Not: Kucuk bir kayit ve aktivasyon islemi sonucunda butun icerige ulasabiliyorsunuz, haberiniz olsun. 30 saniye alir, klavyede yavaslar icin 1 dakika diye tahmin ediyorum.

Amazon Kindle for iPhone & iPod touch

Amazon'un iTunes Store'da diger kitap uygulamalarina indirdigi balta. Bunu yapacaklarini tahmin etmistim, ama Kindle 2'nin duyrulmasinin hemen ardindan degil. 200,000+ kitap internette herkesin eli altinda artik. "Inanilmaz!" :)

read more | digg story

Yenilendim

Yeni arayuzuyle blogum daha temiz gorunuyor degil mi? Maviyi camasir suyuna batirmisim gibi oldu. Iyi de oldu sanirim. :)

Jeff Buckley Gecesi ve yine Organizatorler

Artik bu blogun ismini degistirip "Organizasyon Fiyaskolari, Organizator Ayilari" olarak degistirsem yeri olacak zannedersem. SImdi buyuk gibi gorunen ancak kucuk, basit organizasyonlar var Lounge FM'in yaptigi gibi, bir de kucuk olup kucuk olan organizasyonlar var Peyote'nin orta katinda yapilanlar gibi. Buyukmus gibi gorunen kucuk yerine, kucuk gorunen kucuk organizasyonlara gitmek daha samimidir her zaman. Insanlarla ic ice Gevende'yi izlersiniz mesela. Daha sicak bir ortam vardir, daha fazla zevk alirsiniz konserden.

Ben de gunlerden bir gun, Istanbul'a yolum dustugunde bir gun erkenden gidip Jeff Buckley'nin 11. Olum Yildonumu'nu anacagimiz geceye katilmak istedim Peyote'de. Trenim biraz gec kaldi ve karsiya gecip misafirhaneye yerlesmem biraz zaman aldi. Ancak tam hatirlamiyorum, aksam 10.30-11 arasinda konserlerin yapilacagi kucuk mekandaydim. Vardigimda coktan bir kisi sahneden iniyordu ve baska bir grup cikiyordu sahneye. Arada da Jeff Buckley sarkilari caliyordu DJ. Bir konser mekaninda veya barda Jeff Buckley duymak zordur. Bende bu sirada Buckley t-shirtumle keyif yapiyordum acikcasi. Ancak programda birsey aksamis gibi bir grup cikip diger grubun gelmesi, onlarin inip baskasinin cikmasi o kadar hizliydi ki insan bir turlu konsantre olamiyordu. Arada da DJ tarafindan sikistirilan birkac Buckley sarkisi olmasa geceden birsey anlamayacak konuma gelecektim.

Son olarak geceye dair hatirladigim tek sey lanet bir insanin cikip - ismi Seha Can'di sanirim, lanet insan diyorum anlatacagim - Jeff Buckley'nin sarkilarinin icine edisiydi. Taklit etmeye calisip da beceremeyen, sarhosluktan pipisinin ucunu goremeyen bu sahsin, soylerken ozel dikkat gerektiren Buckley sakilarinda ne kadar detone oldugunu soylememe gerek yok sanirim. Insanlarin bu konuda rahatsiz oldugunu gormemek icin zannedersem kor olmak lazimdi. Zaten kendisi de 3 sarkidan sonra sahneden indi diye hatirliyorum. Mekan bosalirken de orayi terkettim. Dayandim yani o rezillige, eglenmeye calistim, cunku Eskisehir'den o kadar yolu bu parti icin tepmistim. Asagida da baglantisi var Last.fm'deki etkinlik sayfasinin..

http://www.last.fm/event/571275

Herneyse. Nereden acildi peki bu konu? Soyle ki efendim, Istanbul'daki etkinliklere goz atarken bir de ne goreyim? Joy Division gecesi! Merak ettim organizasyonu kim yapiyor diye. Ilk etapta DJ Neu!, yani Tuncay yapiyordur diye dusundum, sonra bir baktim ki Jeff Buckley gecesini duzenleyen DiCey. Kendimi tutamadim mahvedilmis bir Jeff Buckley gecesinin ardindan ve olaylar gelisti. Yaptigim tek sey Last.fm'deki Etkinlik sayfasina kucuk bir yorum biraktim.

muzocan: "Umarim daha once duzenlenen Jeff Buckley Gecesi fiyaskosu gibi olmaz.."

Ardindan ilk olarak bana ozel mesaj geldi, sonra etkinlik sayfasina bir yorum atildi. Ozel mesaj:

jeffhead: "fiyasko? gecenin sonunda konserler bittikten sonra geldiğin organizasyonlara fiyasko mu dersin hep?"

Etkinlik sayfasina atilan yorum:

jeffhead: "muzocan/muzaffer gecenin 2sinde konser salonuna geldiğini ve bana konserler bitti mi diye sorduğunu biliyorum. izlemediğin bişey hakkında nasıl fiyasko diyebiliyosun? bu sefer konserler bitmeden gel de eleştirini dikkate alalım. konserlere yetişememiş olman organizasyonun suçu değildir."

Bu sefer ben bir cevap atma geregi duydum:

muzocan: "Neyin kotu gittigini ogrenmek istemeden defansa gecmeniz gercekten beklemedigim bir hareketti. Jeff Buckley dinleyen biri bu kadar kaba bir yaklasim icine giremez diye dusunurdum hep.

Gecenin basindan beri oradaydim ayrica. Iyi calismalar dilerim."

Bunu Etkinlik sayfasina da tasidim karsidaki insanin yaptigi gibi:

muzocan: "siz beni sanirim baska bir Muzaffer'le karistirdiniz. ben o gecenin basindan beri oradaydim. ayrica Ankara'dan Istanbul'a erken gelmemin sebebi organizasyonunuzdu. neyin kotu gittigini ogrenmek istemeden defansa gecmeniz gercekten beklemedigim bir hareketti. Jeff Buckley dinleyen insanlarin boyle samimiyetsiz ve kaba bir yaklasim icine giremez diye dusunurdum hep. umarim iyi gecer organizasyonunuz.."

Sonra bana bir ozel mesaj geldi:

jeffhead: "inan kim olduğunu gayet iyi biliyorum. önce bok atıyosun, sonra yalan söylüyosun. tebrik ederim."

muzocan: "bu konusmaya daha fazla devam etmek istemiyorum. iyice seviyesizlesmeye basladi bu durum. yalancilikla suclamaniz ayri bir boyut, ona hic girmiyorum. hoscakalin."

jeffhead: "hiç gocunmuyorum. yaptığın şeyin terbiyesizlik olduğunu görüyorsun sen de biliyorum"

Bunun ardindan ben hic terbiyemi bozmadim, birsey soylemedim. Birkac saat sonra yine etkinlik sayfasina baktigimdaysa su yaziyordu:

jeffhead: "aaah ah. ne uğraşıyorum ki böyle organizasyonlarla falan. şu hale bak. bilgisayarın arkasına saklanıp konuşmak ne kolay. aferin. hayırlı olsun."

http://www.last.fm/event/919101

Olay bundan ibaret. Laf anlatamadigimiz ve anlamak istemeyen organizatorlerle cevremiz sarili konumda. Hayir isin kotusu bu insanlar islerini cok iyi yaptiklari hayallerine de girip bir taraflari havada dolasiyorlar ya o daha sinir bozucu. Bilet satildi mi satildi. Bira satildi mi satildi. Mekan sahibinin de ruhu duymaz nasil olsa..

Farkli degilmis gibi gozukmeye calisip, farkli olmaya calisan samimiyetsiz insanlar.. Yobazlardan ne farkiniz kaldi? Caninizi sikmak istemem ama, biraz silkinip kendinize gelin.

Guncelleme: Kucuk dostumuz hizini alamamis, Last.Fm'deki etkinlik sayfasina daha da dokulme ihtiyaci duymus. Bakalim ne demis?

jeffhead: "tebrik ederim reklamını da yaptın blogunun ama konu hakkındaki cahilliğin hala devam ediyor. hiçbirşeye laf söylemicem ama o son iki paragrafını tutup kıçına sokman konusundaki fikirlerimi beyan etmekten kendimi alamıyorum. saygısızım evet. hala bunlardan para kazandığımızı düşünerek fikirler üretmeye çalışılması yine olaylara ne kadar bilgisayar arkasından bakıldığına işaret. "Ancak programda birsey aksamis gibi bir grup cikip diger grubun gelmesi, onlarin inip baskasinin cikmasi o kadar hizliydi ki insan bir turlu konsantre olamiyordu." lafın da yalanının belgesi. sahneye gruplar inip çıkmadı, ars longa dışında hepsinin sadece solistleri çaldı, ars longa da en son sahneye çıktı. orada olmadığını biliyodum zaten. aah ah. onca yazıya gecenin o saatinde harcadığın zamana yazık."

Lay lay lom.