Turkiye Ziyareti

Turkiye ziyaretimin ardindan ancak bu blog sayfalarina birseyler yazabiliyorum. Donusu de zor bir yolculuk oldu acikcasi. Ona sonra gecmeli.

Neler yaptim ve neler ogrendim bu iki haftada? Ogrendim ki, bir sure bu kadar uzakta kalip iki haftaya tum arkadaslarini ve aileni sikistirmaya calismak hataymis. Ogrendim ki her ne kadar boktan olursa olsun insanin kendi ulkesi gibi yokmus. Ogrendim ki ne kadar uzun kalirsaniz kalin bazi seyler degismezmis ve sanki hic gitmemis gibi hissedermissiniz. Ogrendim ki daha fazla ozlermissiniz sevdiklerinizi.

Amerika'da kimle tanistiysam bana soyle diyorlardi: "Sen bir git gel, o zaman anlarsin buranin degerini". Nedense bu bende tam tersi bir tepki yaratti. Lov'e de soyledim, mekanlarin onemi yok, mekanlari canli kilan insandir diye. Iste benim yasamim da orada olunca ne kadar boktan olursa olsun oradaki yasam, ben oraya aidim. Herneyse, bu kadar bunaltmamali sizi.

Neler yaptigima gelince. Havaalani maceramdan sonra gec kalmis ve yorgunluktan olen beni babamlar karsiladilar ve beni Eskisehir'e tasidilar Nezih ve Irfan Abi ile. Radife Abla da vardi. (Kim bu insanlar? Babama ve bana en yakin kalmis insanlar diyebiliriz.)

Ataturk Havalimani'ndan firlayarak cikip Eskisehir'e varmamiz fazla zaman almadi. Eve vardigimdaysa kokusunu ve yatak odami ne kadar ozledigimi de farketmem fazla zaman almadi. Temiz cam agaci kokulu sitemizin sabah sisli ormani. Kis sogugunda hafif sararmis bahcemiz, daha dizim boyunda aldigimiz ve arka bahceye diktigimiz kocaman cam agacimiz. Soguk yuzunden mutfakta internette Zuma oynayan ve gazeteleri karistiran babam. Eskisehir gunleri genellikle boyle gecti. Ilkokul arkadasim Can'i da unutmamali. Sabahin korunde is icin kalkmasi gerektigi halde benimle ilgilendi, ihmal etmedi. 6.45 Cafe ve Glow arasinda gidip geldik, ben oralardan hic uzaklasmamisim gibi.

Ilk haftasonu Ankara'ya gitmeye karar vermistim. Radyodaki arkadaslarimdan kimseye de haber vermemistim. Sanirim bunun biraz negatif bir getirisi oldu. Planlari ayak uyduramadik. Onca insani gormek isteyip de averaj 1 saat gorusebilmek gercekten aci verici. Tuce sanirim en cok sok geciren insan oldu. Uzun zamandan sonra canli yayina cikan ben afallasam da beraber canli Alt Sokak'ta yer almak sanirim bana en cok zevk veren seylerden. Hakan ve Anil, diger butun radyo tayfasi. Yayindan sonra aksam Nada'ya gittim ve Emre, Tunca, Eray'i da gordum. Eglendim cok oradan If'e gecip Emre'yle de. Elleri havaya kaldirip Bonustrack'le "Those were the days" soyleyemedik ama olsun. :) O aksam Basar'da kaldim, diger aksam da Doruk'ta. Ozge'yle uzun uzun konustuk Starbucks'ta oturup. Doruk'la oturup ictik. Iki gunde Ankara'da cok yol yapip herkesi gormeey calistim. Hatta Cek Cumhuriyeti ziyaretinden sonra gelen Vefizoo'yu bile az da olsa gorme firsatim oldu. Daha fazla orada kalamadim, oncelikli olarak babam icin gelmistim cunku ve Eskisehir'e dondum.

Pazar gunu doner donmez babamin leziz yemeklerinden yedikten sonra Cuneyt'i dinlemek icin 6.45'e gittim. Benim icin Drum'n Bass caldi o aksam. Baya guzel bir aksam oldu. 6.45'de ertesi gun ben caldim bu arada. 15-20 kisiye caldigim o gun tek dans eden insan DJ kabinindeki bendenizdi. Gecislerim biraz kotu olsa da caldiklarim guzeldi. Eglendim, bu da bana yeter, degil mi? :) Yine sakin sessiz bir hafta ici gecirdim Eskisehir'de babamla. Beraber oturup film izledik ve sehirde gidip kahve ictik. Alisverise ciktik. Bir tanecik babam.

Ikinci haftamin haftasonu Istanbul'a gittim. Mutlu ve Caner'i gordum. Aybuke'yi de gordum. Ruya(m) Hanimlari da gordum. Bol bol icecegimiz iki aksam gecirecegimi herkes iki F iceren adim gibi net biliyordu sanirim. Peyote'ler, Dogzstar'lar, Urban'lar, daha neler neler. Kucuk Beyoglu (ismini dogru mu hatirladim bilmiyorum)'nda ucuz ickiler icip sonra baska yerlerde dansettik. Ara sira anlatmayacagim krizler ve uzuntuler iceren iki muhtesem gece gecirdim. Ozellikle son gecemde boyle robot ben, yogun duygular yasayip ve sonunda kendimi bir sekilde yansitmayi basarinca ustumden ne kadar buyuk bir yuk kalktigini anlatamam. Kime karsi bu duygu patlamasini yasadigim bende kalsin. Benimle olanlar gecenin bir yarisi kime gittimi bilir kosa kosa. Keske o gunku gibi tekrar sarilabilsem ve tekrar opebilsem.. derken ucagimin buraya kalktigi gunden bir gun once bu sansi tekrar elde ettim.

Istanbul'dan nefret ettigimi herkes bilir ama basta dedigim mekanlari canli kilanin insan oldugu gercegine geliyoruz. Ankara gibi herkesi yetersiz gormenin uzuntusuyle Istanbul'dan ayrildim. Son birkac gunumu ve yilbasimi babamla gecirmek icin.

Yine geri dondugumde zaten uzerimde bir melankoli vardi, gidecegimi dusune dusune bu hissi ikiye katladim. Yilbasi gelip cattiginda plan belliydi. Babam ve Can ile Raki icerek gecirecektim. Babamin leziz yaprak sarma ve kadinbudu kofteleri. Can'in annesinin borekleri ve piyazi. Sofrayi dusunun. Babamin deyisiyle "bir orduyu doyuracak kadar yemek" vardi sofrada. Onumuzdeki sene yilbasinda orda olamayacagim dusuncesiyle daha bir mutlu olmaya calistim etrafimdakilere somurtmamak icin. Maskelemek zorundaydim kendimi. Yilbasini kutladiktan sonra Can'la disari ciktik ve kendimizi Aydin'la birlikte yine 6.45'in partisinde bulduk. Cok eglendik, gercekten. Sonra ben kendimi evde buldum deli gibi sarhos br vaziyette.

Ogle vaktinde trenim vardi Istanbul'a. Yine apar topar yetistikten sonra neyse ki tren rotar yapmis cok az, babamla duzgunce vedalastim. Gecen sefer ne oldugunu anlamamistim cunku. Havalar kotu oldugu icin de Istanbul'a kadar gelmesini istemedim onun. En iyisi buydu. Oradan Istanbul'a gectim ve tren yolculugunu da ozledigimin farkina vardim. Buyuk Londra Oteli'ni ayarlamistim kendime. Sevdigim insan da benimle kalma inceligini gosterdi. Mis Pizza'da guzel bir yemek yedik ve ardindan da Kum Saati'nde bir seyler ictik. Mukemmeldi. Cok hem de. Hala etkisinden kurtulamadim desem yeridir. Hatta hic unutmayacagim birsey oldu. Hatta geri donup benzer bir gun yasayacagim zamani - ki eminim yine mukemmel bir gun gecirecegimize - iple cekiyorum. Simdiden.

Bir belli olsun okulumun ne zaman kapanacagi, elbette oncelikli olarak babam, sonra sevgili insan ve daha sonra arkadaslarimi gormek icin ucak biletimi alacagim. Uzun yazdim yine, cok okunamaz halde de olabilir, unuttugum seyler de olabilir.

Aklima geldikce eklemeye calisacagim buraya. Birkac saate son baglanti ucagimi yakalayip eve atmak istiyorum kendimi dus almak icin.

Ucak macerami da sonra yazacagim.

I hate American Airlines. I hope one of your representatives will read that sentence.

0 comments: