iPod'un Hikayesi

Discovery Channel biraz populer bir kurguyla guzel bir sekilde anlatmis. 5 parcadan olusuyor. Ben ilkini buraya koyuyorum. Gerisi size kalmis.



http://www.youtube.com/watch?v=pXkIuksYpAU

Son bir hafta..

Son bir hafta Cem'le.. "Daz ma boi Eli, lez go!" ve "I'm da best maeeyn, I deeed it!" diyerek gecti. Buraya koymasak olmaz.



http://www.youtube.com/watch?v=tKKxPtP6XjQ

Another Devil Dies

Badly Drawn Boy, Damon Gough'un Turkiye'ye Rock'n Coke'a gelecegini gordugumde heyecanlandigimi cok net hatirliyorum. Istanbul'da metro istasyonunda sevdicekle beraber sasirmistik. Bir sekilde kendisiyle roportaj yapmam gerekiyordu ve kendime neyseki organizasyon sirketini asip bir zaman almayi basarabildim.

Damon Gough cok sevimli bir adam. Uzerimdeki Jeff Buckley t-shirtunu gordugunde kendisiyle tanistigindan bahsetti. Eminim hayati cok ilginc, cok anisi var. Icine kapanik biraz ama hani sorularla sikistirsaniz, saatlerce o konu bu konu atlayip sizin icin hos bir dinleti olacak o konustukca.

Zannedersem vazgecemedigim kendisinin bir suru sarkisi var. Tipki Belle and Sebastian gibi kanima islemis, hayatimin pek cok donum noktasinda yanimda bulunup da sarkilarini duydugumda bana gecmisi getiren bir insan Damon Gough. Bunca sarkisi oldugundan bahsettim de gercekten ozel bir tane yok mu? Elbette var. Another Devil Dies.

Damon Gough ile roportajda kendisi bir sekilde muziklere agirlik verdigini ve sonradan sozleri bestelerinin uzerine yazdigini soylemisti. Sozlerin de genelde iyi olmadigini ancak muzikler iyi olsun yeter dedigini hatirliyorum. Bunu soyledigi anda nasil sasirmistim. Cunku sarki sozlerine baktiginizda, muzigindeki zenginligin oraya akip sarkilara benzersiz anlamlar kazandirdigini gorebiliyorsunuz.

Nasil boyle gaza geldim bilmiyorum gercekten. Bir yerlerden o roportaji bulup artik yayinlamanin zamani geldi demek ki. Bu sirada neden gidip Alt Sokak'in son bolumunu dinlemiyorsunuz? :)

Another Devil Dies'i pek cok yerde bulmak mumkun. Bu baglanti gibi. Sozlerini de asagiya kopyalayip yapistiriyorum.

Well your face still makes my day *applause*
Just like it did in the past when you turned me away
I kept coming back for more
Thats the choice I chose
You were so distant
But I stayed close

It feels like we've weathered the storm
Without having the privilage of calm

And when we sing I hear another devil dies
When that bell rings an angel get its wings
And if I pushed would you all fall down
Cause I dont need this on my back

The hatred will tear us apart
If you don't do what you did at the start

Oh no should I go or will you stay
We'll find a plan of attack
There's a price to pay for showing no reaction to all the simple things
In time you will know what I know
But for now you win

The hatred will tear us apart
Another devil will take out your heart

And when we sing I hear another devil dies
When that bell rings an angel gets it wings
And if I pushed will you all fall down
Cause I don't need this on my back

It seems like we've weathered the storm
Without having the privilage of calm

Kucuk Aralar

Yine Amerika'ya dondugumden beri hizli ucak yolculum disinda pek birsey yazamadigimin farkindayim. Bitkinlik, biraz sikinti ve tembellik faktoru girdi araya. Gecen haftaya kadar neler yaptik dersek, okul-ev-alisveris merkezi ucgeni arasinda dolastigimi soyleyebiliriz. "Suburban" sehir disi yasami sanirim sessizce kabullenmeye basladim gibi. Aslinda pek oyle olmuyor, benim de kafam karisik, bir onceki cumledeki savimi curuttugumden anlasilabilecegi gibi.


Boyle kucuk kucuk bunalimlardan bunalimlara kosarken Rock Werchter'de tanistigim Cem, "Biletimi aldim, geliyorum ulan!" diye arayayazdi. Taa Belcika'dan sonra burada gorusmek insanin aklina ilginc geliyor gercekten. New York'dan atlayip geldi bir hafta once. Herneyse. Bir haftaya yakin yazamamamin nedenlerinden birkacini soyle ozetleyip, ders calismaya geri donmem gerekiyor. Cesitli yerlere gezi, sonradan gurmelik (bira, meksika yemekleri, ..) ve eglence.

Daha ne olsun, degil mi akli dagitmak icin. Arkadaslarimin onemini bir kez daha kesfettim. Her zaman kapilar acik bu arada burda. Beklerim. :)

CNN Took this Headline Down Fast

And the headline of the day goes to...

read more | digg story

Yine Basladim



Okulun acilip projelere boguldugumu masa uzerinde boyle farkettim. Pazartesi gunu Martin Luther King gunu ve tatil. Ama Muzaffer calismak zorunda. Of ve pof. Bitki.

TOFU



MIT'de suregiden bir projeymis. Izledikce videoyu cok guluyorum. :) Proje hakkinda bilgi icin baglanti asagida.

http://robotic.media.mit.edu/projects/robots/tofu/overview/overview.html

Artistic Crime of the Century


Zaten guzel kurgu ve hikayenin ortasina bir de Debussy ve Satie yerlestirmisler arkaplanda bu guzelce akan belgesele.. Tam anlamiyla aldilar gonlumu.

I Love Katamari


Bu oyunu ilk defa cfq'da gormustum. Bir yandan Xbox'inda Assasins Creed'i gosterirken araya sikistirivermisti. Boyle sacma konulu ama iyi vakit gecirten Japon oyunlarinin hayraniyim cidden. Basit ama etkili. Muzikleri de inanilmaz eglenceli.


Sonunda Namco iPhone platformuna da cikarmis bu oyunu. Eh durum boyle olunca, kontrolu iPhone uzerinde zor olsa da satin aldim tabii ki. Gune baslarken, "Naaaaaa Na Na Na Naaa Na Naaaaaa Naaaaaaaaa KATAMARI DAMACY", gunu bitirirken "Naaaaaa Na Na Na Naaa Na Naaaaaa Naaaaaaaaa KATAMARI DAMACY"! Demek istedigimi anlatabiliyorum degil mi?

Ah cfq, yaktin beni yine. Sardin basima yine bir bela. Biraz param olsun, ben de senin basina Rolando'yu saracagim. Gorursun..

Asagiya da oyununun Monty Phyton kilikli acilis sekansini koydum. Izleyiniz.


http://www.youtube.com/watch?v=oqOFOtWVFrU

Macworld Expo 2009


Sonunda bu etkinlik hakkinda birsey yazabilmeyi basariyorum. Uzun gecen ucak yolculugumun ardindan, okulun ilk haftasina denk gelen bir Expo oldu bu sene duzenlenen Macworld. MacBook Pro 17"in, iWork '09 ve iLife '09'un aciklandigi, Tunc Abi'nin deyisiyle Steve Jobs'un bu seneki sunuma imzasini atmak istemedigi biraz sonuk bir Expo'ydu. Bir de Apple artik Macworld'e katilmayacagini acikladi, bu da tuzu biberi oldu herseyin. Duzenleyen IDG biraz gerilmis olacak ki, daha ilk gunden 2010'un Macworld Expo'su yeni cagin baslangici diye reklam yapmaya baslamisti.

Moscone Center, San Francisco'da gerceklesen bu etkinlik gercekten buyuk bir alana yayilmisti. Kuzey ve guney kanatlarinda yuzlerce firma urunlerini vitrine dizmis, onlari tanitacak musteri ve ticari musteri ariyordu. Bir yandan yeni teknolojiler hakkinda unlu kose yazarlari veya isinin ehli insanlarin sundugu seminerler surerken, diger yandan yeni cikan program tanitimlari ve gosterilerinin ardi kesilmiyordu.

Guy Kawasaki ile tanisma firsati buldum (hatta yeni kitabi 'Reality Check'i imzalayip hediye etti), Andy Ihnatko'dan basit elektronik devrelerden ise yarar Zihni Sinir gerecler nasil yapilir ogrendim bir seminerde. Bir yandan yeni iWork ve ay sonunda cikacak iLife'i kullanma sansi buldum. Hard disklerin nasil kurtarildigini ogrenip, Gelecege Donus'teki DeLorean'in bire bir kopyasina dokundum.

Cocukluktan beri Macworld Expo'lari hep cevrilmis Turkce Macworld'lerden okuduktan sonra bu alana ayak basmak, buranin havasini solumak iyi geldi diyebiliriz. Insan burada Steve Jobs'un Apple'in basina geri donusunu, ilk defa Mac OS X'in, FireWire'in, G4 Cube'un, iBook'un, iPhone'un ve daha bir cok urunun tanitildigini dusununce garip hissediyor kendini. Seneler boyu Macintosh kullanicilari dunyanin bir cok yerinden geldi ve burayi ziyaret edip daha da pekistiler. Bir bakima tarih yatiyor burada ve ben de oradaydim. Hem de Apple'in resmi olarak katildigi son Macworld'de.

Bu Expo'yu zannedersem benim icin bir ibadethane ziyareti olarak dusunebiliriz. Simdi sira 1 Infinite Loop'u tavaf etmek kaldi. Company Store'a ugrayip, biraz da oranin havasini koklasam, sonra 1 Infinite Loop cevresi 6 tur atsam tamamdir. :) Aslinda tamam olmadigini siz dahil ben de adim gibi biliyorum. Herneyse.

Biraz fotograf cekme firsatim oldu Macworld Expo'da. Onlari da galeriye koydum. Asagida baglantiya tiklayarak gidebilirsiniz..

http://gallery.me.com/muzocan#100365

Tik Tok Tik Tok

Gecenin bir yarisi tikir tikir yazdigim bir blog yazisinin oetsine gecebilmeyi isterdim. Tikir tikir degil de baska sekilde keske ses verse. Belki daha sevincli, belki daha coskulu. Bunalima girmisim gibi konustuguma bakilmamasi lazim. Bunalima girmeyi birakin girdigimi hissedebilecek miyim ona bile supheliyim.

Gunler yine cok siradan, olaganustu birsey yasamadan geciyor Silikon Vadisi'nde. Zorunlu herseyin verdigi sikinti. Uzakta yasamanin sikintisi. Bazen cok siyah-beyaz hersey. Ben griyi gorebilen bir pesimisttim geride biraktigim yasamimda. Ozluyorum herseyi. Yari sarhos baktim uzunca klavyeye ne yazabilirim daha diye.

Derslerim nasil gidiyor veya neler yapiyorum anlatamayacak durumdayim sanirim. Sag kolonda bir iki tikla gecmiste yazdiklarima bakilarak ogrenileblilecek seyler bunlar.

Bir tek ben degistim sanirim. Belirli seyler disinda, gundelik hayata daha da hissizlestim.. Budur sanirim son gelisme benden. Daha ne beklenebilrdi ki bu yuzeysel yerde..

Alt Sokak

Bir sure yine ara verdik gibi birsey oldu. Benim Turkiye ziyaretinin araya girmesi, Tuce'nin hasta olmasi... Daha bir suru nedenle gelebilirim sanirim. Alt Sokak'in en son yayinlanan iki bolumu icin download linkleri blogda. Ugrayalim, indirelim. :)

http://alt-sokak.blogspot.com/2009/01/2-ocak-ve-9-ocak-2009-tarihli-alt-sokak.html
Karayalcin'da yedi bunu, degil mi? I. Melih Gokcek iste.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=5.1.2009&ArticleID=915626


- Muzaffer Can

Keske..

Seninle yine bir Elbow konserinde olsak. Sarilarak ve salinarak
dinlerken konseri, vokalist yine bize bakarak soylese Fugitive
Motel'i. Keske hic gercek olmasaydi bu sarki. Neden "The Other Side of
The World" olmak zorunda. Bazen cok aciyor. Inanmasan da.

Violation(s)

Golden Gate koprusunde bir gece fotograf cekmeye gittigimde, geri donerken giselerde takildim kaldim. Nedeni 6 dolarlik gecis parasinin yanimda nakit halde bulunmamasiydi. Nasil buyuk bir salaklik. Her yerde kredi karti kabul edilir, ancak burada boyle birsey de yoktu.

Saf ben, adama param yok deyince, bana "tamam, gec" demesini bir iyi niyet gostergesi olarak almisti. Gel gor ki 15 Kasim 2008'de isledigim bu 'violation' bana posta yoluyla geri dondu. :) 6 Ocaktan once odedigim icin 31 dolar. Sonra odeseydim eger 76 dolar. Yaaa boyle gordum hanyayi konyayi.

Internetten odeme mevcutmus, hemen ilistirdim paralarini bir yerlerine. Odeme sonrasi cikan mesaj cok komikti, paylasmak istedim.

"Violation Payment Confirmation

Thank you for your payment! Your payment has been submitted and applied to your violation(s). You will receive a confirmation email for this transaction.

Violation -------------- is paid and closed."

'Your violation(s)'mis. 'There are no current violation(s) at this time.'mis. :) Aksam aksam guldurdunuz beni sevdiklerimden uzagim diye uzulurken..

Turkiye Ziyareti

Turkiye ziyaretimin ardindan ancak bu blog sayfalarina birseyler yazabiliyorum. Donusu de zor bir yolculuk oldu acikcasi. Ona sonra gecmeli.

Neler yaptim ve neler ogrendim bu iki haftada? Ogrendim ki, bir sure bu kadar uzakta kalip iki haftaya tum arkadaslarini ve aileni sikistirmaya calismak hataymis. Ogrendim ki her ne kadar boktan olursa olsun insanin kendi ulkesi gibi yokmus. Ogrendim ki ne kadar uzun kalirsaniz kalin bazi seyler degismezmis ve sanki hic gitmemis gibi hissedermissiniz. Ogrendim ki daha fazla ozlermissiniz sevdiklerinizi.

Amerika'da kimle tanistiysam bana soyle diyorlardi: "Sen bir git gel, o zaman anlarsin buranin degerini". Nedense bu bende tam tersi bir tepki yaratti. Lov'e de soyledim, mekanlarin onemi yok, mekanlari canli kilan insandir diye. Iste benim yasamim da orada olunca ne kadar boktan olursa olsun oradaki yasam, ben oraya aidim. Herneyse, bu kadar bunaltmamali sizi.

Neler yaptigima gelince. Havaalani maceramdan sonra gec kalmis ve yorgunluktan olen beni babamlar karsiladilar ve beni Eskisehir'e tasidilar Nezih ve Irfan Abi ile. Radife Abla da vardi. (Kim bu insanlar? Babama ve bana en yakin kalmis insanlar diyebiliriz.)

Ataturk Havalimani'ndan firlayarak cikip Eskisehir'e varmamiz fazla zaman almadi. Eve vardigimdaysa kokusunu ve yatak odami ne kadar ozledigimi de farketmem fazla zaman almadi. Temiz cam agaci kokulu sitemizin sabah sisli ormani. Kis sogugunda hafif sararmis bahcemiz, daha dizim boyunda aldigimiz ve arka bahceye diktigimiz kocaman cam agacimiz. Soguk yuzunden mutfakta internette Zuma oynayan ve gazeteleri karistiran babam. Eskisehir gunleri genellikle boyle gecti. Ilkokul arkadasim Can'i da unutmamali. Sabahin korunde is icin kalkmasi gerektigi halde benimle ilgilendi, ihmal etmedi. 6.45 Cafe ve Glow arasinda gidip geldik, ben oralardan hic uzaklasmamisim gibi.

Ilk haftasonu Ankara'ya gitmeye karar vermistim. Radyodaki arkadaslarimdan kimseye de haber vermemistim. Sanirim bunun biraz negatif bir getirisi oldu. Planlari ayak uyduramadik. Onca insani gormek isteyip de averaj 1 saat gorusebilmek gercekten aci verici. Tuce sanirim en cok sok geciren insan oldu. Uzun zamandan sonra canli yayina cikan ben afallasam da beraber canli Alt Sokak'ta yer almak sanirim bana en cok zevk veren seylerden. Hakan ve Anil, diger butun radyo tayfasi. Yayindan sonra aksam Nada'ya gittim ve Emre, Tunca, Eray'i da gordum. Eglendim cok oradan If'e gecip Emre'yle de. Elleri havaya kaldirip Bonustrack'le "Those were the days" soyleyemedik ama olsun. :) O aksam Basar'da kaldim, diger aksam da Doruk'ta. Ozge'yle uzun uzun konustuk Starbucks'ta oturup. Doruk'la oturup ictik. Iki gunde Ankara'da cok yol yapip herkesi gormeey calistim. Hatta Cek Cumhuriyeti ziyaretinden sonra gelen Vefizoo'yu bile az da olsa gorme firsatim oldu. Daha fazla orada kalamadim, oncelikli olarak babam icin gelmistim cunku ve Eskisehir'e dondum.

Pazar gunu doner donmez babamin leziz yemeklerinden yedikten sonra Cuneyt'i dinlemek icin 6.45'e gittim. Benim icin Drum'n Bass caldi o aksam. Baya guzel bir aksam oldu. 6.45'de ertesi gun ben caldim bu arada. 15-20 kisiye caldigim o gun tek dans eden insan DJ kabinindeki bendenizdi. Gecislerim biraz kotu olsa da caldiklarim guzeldi. Eglendim, bu da bana yeter, degil mi? :) Yine sakin sessiz bir hafta ici gecirdim Eskisehir'de babamla. Beraber oturup film izledik ve sehirde gidip kahve ictik. Alisverise ciktik. Bir tanecik babam.

Ikinci haftamin haftasonu Istanbul'a gittim. Mutlu ve Caner'i gordum. Aybuke'yi de gordum. Ruya(m) Hanimlari da gordum. Bol bol icecegimiz iki aksam gecirecegimi herkes iki F iceren adim gibi net biliyordu sanirim. Peyote'ler, Dogzstar'lar, Urban'lar, daha neler neler. Kucuk Beyoglu (ismini dogru mu hatirladim bilmiyorum)'nda ucuz ickiler icip sonra baska yerlerde dansettik. Ara sira anlatmayacagim krizler ve uzuntuler iceren iki muhtesem gece gecirdim. Ozellikle son gecemde boyle robot ben, yogun duygular yasayip ve sonunda kendimi bir sekilde yansitmayi basarinca ustumden ne kadar buyuk bir yuk kalktigini anlatamam. Kime karsi bu duygu patlamasini yasadigim bende kalsin. Benimle olanlar gecenin bir yarisi kime gittimi bilir kosa kosa. Keske o gunku gibi tekrar sarilabilsem ve tekrar opebilsem.. derken ucagimin buraya kalktigi gunden bir gun once bu sansi tekrar elde ettim.

Istanbul'dan nefret ettigimi herkes bilir ama basta dedigim mekanlari canli kilanin insan oldugu gercegine geliyoruz. Ankara gibi herkesi yetersiz gormenin uzuntusuyle Istanbul'dan ayrildim. Son birkac gunumu ve yilbasimi babamla gecirmek icin.

Yine geri dondugumde zaten uzerimde bir melankoli vardi, gidecegimi dusune dusune bu hissi ikiye katladim. Yilbasi gelip cattiginda plan belliydi. Babam ve Can ile Raki icerek gecirecektim. Babamin leziz yaprak sarma ve kadinbudu kofteleri. Can'in annesinin borekleri ve piyazi. Sofrayi dusunun. Babamin deyisiyle "bir orduyu doyuracak kadar yemek" vardi sofrada. Onumuzdeki sene yilbasinda orda olamayacagim dusuncesiyle daha bir mutlu olmaya calistim etrafimdakilere somurtmamak icin. Maskelemek zorundaydim kendimi. Yilbasini kutladiktan sonra Can'la disari ciktik ve kendimizi Aydin'la birlikte yine 6.45'in partisinde bulduk. Cok eglendik, gercekten. Sonra ben kendimi evde buldum deli gibi sarhos br vaziyette.

Ogle vaktinde trenim vardi Istanbul'a. Yine apar topar yetistikten sonra neyse ki tren rotar yapmis cok az, babamla duzgunce vedalastim. Gecen sefer ne oldugunu anlamamistim cunku. Havalar kotu oldugu icin de Istanbul'a kadar gelmesini istemedim onun. En iyisi buydu. Oradan Istanbul'a gectim ve tren yolculugunu da ozledigimin farkina vardim. Buyuk Londra Oteli'ni ayarlamistim kendime. Sevdigim insan da benimle kalma inceligini gosterdi. Mis Pizza'da guzel bir yemek yedik ve ardindan da Kum Saati'nde bir seyler ictik. Mukemmeldi. Cok hem de. Hala etkisinden kurtulamadim desem yeridir. Hatta hic unutmayacagim birsey oldu. Hatta geri donup benzer bir gun yasayacagim zamani - ki eminim yine mukemmel bir gun gecirecegimize - iple cekiyorum. Simdiden.

Bir belli olsun okulumun ne zaman kapanacagi, elbette oncelikli olarak babam, sonra sevgili insan ve daha sonra arkadaslarimi gormek icin ucak biletimi alacagim. Uzun yazdim yine, cok okunamaz halde de olabilir, unuttugum seyler de olabilir.

Aklima geldikce eklemeye calisacagim buraya. Birkac saate son baglanti ucagimi yakalayip eve atmak istiyorum kendimi dus almak icin.

Ucak macerami da sonra yazacagim.

I hate American Airlines. I hope one of your representatives will read that sentence.