Vadide Yasam

Bayadir yazamadim buraya kendim hakkinda. Mesgul gibi birseydim. Kendimle ve derslerimle ugrasiyordum. Askerlik sorunum ve afla aklimi bulandiriyordum bol bol. Ancak gectigimiz gun bu soru isaretlerinin tamami yanitlandi. Onumuzdeki sene beni askerlige alacaklari icin ne oradaki egitimimi tamamlayabilecektim, ne de mutlu olabilecektim. En azindan burada mutsuzum, ancak egitimi tamamlayip geri doneceksem de donerim diye dusunuyorum. Soru isaretleri yokolunca, biraz gec de olsa dersleri toparlama zamani geldi. Neyseki genel olarak dersler iyi gidiyor, su Istatistik nanesi disinda.

Amerika'da yasamdan biraz bahsetmistim. Bu yasami fotograflara doktum amatorce. Neden buralarda sikildigimi belki daha iyi anlatabilir diye dusunuyorum bu fotograf kareleri. Simdi aklinizda beni okula koyun, ordan yolculuga basliyoruz.



Foothill College. Burayi bir basamak olarak kullanan genc Amerikalilar ve uluslararasi ogrenciler, diger eyalet ve California universitelerinden daha ucuza okuyup derslerini transfer icin kullaniyorlar. Ben de aynen bu dedigimi yapiyorum. Buradan aldigim derslerle normal bir universitede 3. siniftan devam etme sansim olacak. Boylece daha az para saydirip, nispeten Turkiye'deki bazi universitelerden daha iyi egitim aliyorsunuz. Ancak ne kadar cabalarsa cabalasin bu kolej, lise ile universite duzeyi arasinda kalip amator olmaya mahkum gibi.



Okuldan cikinca, eve gitmek icin araba kullanmak gerekiyor mutlaka. Eve ulasmak icin buranin en eski ucretsiz yollarindan (freeway) I-280 uzerinden gidiyorum. (Bu arada lastiklerde tık-tık-ti-tok-tok diye periyodik sesler geliyor bu yol uzerinde surerken arabayi.) Her gun Apple'in onunden gecmek gaz veriyor insana bu yolda ancak sabah 7-9 arasi koskoca yol tikaniyor. Normalde 20 dakika suren yolu 50 dakikada aldigimi biliyorum. Yukaridaki fotografi cektigimde ogleden biraz onceydi. Bos ve huzurlu gozuktugune bakmamak gerek. Bu arada eve varmak icin 4 sehir geciyorum 20 dakika icinde. :) Sehirlerin birbirine yakin olmasi kavramini Can Unen'den biliyoruz zaten.



Bazen alisveris icin evin yakininda El Paseo de Saratoga veya Westgate Mall merkezlerine ugruyorum. Ikisi zaten yanyana. Sinemalar, Safeway (Migros gibi, ancak yiyecek-icecek uzerine yogunlasmis), Target (Real, Buyuk Migros gibi, giyim kusam, elektronik, ev esyalari bulabileceginiz ancak yiyecek-icecek reyonu pek gelismemis), Barnes and Noble, Office Depot ve Starbucks gibi zengin alternatifler var. Hafta ici gunduz tek tuk insan bulunuyor bu tip yerlerde - ki zaten fotograflara baktiginizda pek insan goremeyeceksiniz - alisveris yapmak icin en iyi zaman. Sira beklemiyorsunuz. Ancak cuma ve cumartesi aksamlari buralara gelmeye kalktiginizda uzun kuyruklarla karsilasiyorsunuz. Hele sinema icin kredi karti kullanabileceginiz kiosklari kesinlikle tavsiye ediyorum. Burada fazla insan goremeyince etrafta, insan uzun kuruklari sevmeye bile basliyor.



Alisveris bitince yavasca eve dogru yol aliyorum genelde. Yavas ve sakin araba kullanmak buranin bir aliskanligi. Her Amerikan vatandasi - burda yasayan - sakin araba kullanma yetileriyle doguyor sanirim. Skill hanelerinde +1 var. Ozellikle su "STOP" tabelalari sirasinda eglenmemek elde degil. Hele ki kafalarinin karistigini gorunce guluyorum surekli. Yazik, ben gulunce selam verdim zannedip, geri selam veriyorlar bana, utaniyorum sonra kendimden.

Diyelim ki bir kavsaktasiniz. Siz durdunuz "STOP" tabelasinda. Karsida bir araba duruyordu siz geldiginizde, soldan bir araba geldi ve o da durdu. Once karsidaki geciyor, sonra siz ve sonra soldan yanasan araba geciyor. Bu senaryoyu arabalarin arkasinda da araba oldugunu varsayarak uygulayin. Bir bakmissiniz yol agzinda bekleyen suruculer kim gececek diye melul melul birbirlerine bakiyorlar 5 dakika boyunca. Komik cidden. Herkes 1 saat dayak yemis gibi sakin araba kullaniyor burada.



Eve dogru yaklastigimda, evin onunde park yeri bulmak beni neselendiriyor acikcasi. Gordunuz mu, ne salakca seylerden neseleniyorum artik. Sakin Amelie vs. muhabbetine girmeyelim. Sikintidan mutlu edecek seyler ariyor insan. Evin onundeki sokaga, ozellikle kaldirimlara bakin. Her sey mukemmel gozukuyor da, insan nerede? Sorarim! Yurumeye kalksaniz kimse yok etrafta. Buyrun sikintidan patlayin. Herneyse. Yer buldum diyelim, evin onunde duran posta kutusuna bakip kucucuk alana sikistirilmis reklamlar ve brosurler arasindan zarflari ayikliyorum. Zarflarda da diyelim AT&T'den mektup geliyor, fatura falan zannedip aciyorsunuz, o da reklam. Yasam alanima girmeden once ana kapinin yanindaki buyuk cop kutusu bu reklamlari "saklamak" icin birebir.



Eve geldigimizdeyse beton basamaklari bir cirpida cikip balkonda buluyorum kendimi. Kucuk ancak sevimli bir balkonum var. Ara sira birseyler cizmek icin disari cikiyorum. Temiz hava ve hala bol gunes. Gunes hala yakiyor bu arada. Cumartesi gunu 27 derece olacakmis diyorlar. Bu sicak ne kadar sure devam edecek diye soruyorum surekli. Yagmur ve kar ozlemiyle yanip tutusmaktayim su siralar. Yagmur gecenlerde yagdi gerci ama tatmin etmedi beni. Seattle'a tasinmali bu yuzden.



Balkondan bahsediyordum. Balkon manzarami da buraya koymazsam olmaz. Iki katli benim kaldigim eve benzeyen ucsuz bucaksiz bir vadi burasi. Duvarlarin "Sheet Rock"tan olustugu ve parmaginizla tiklattiginizda "tok tok" diye ses cikaran bir vadi burasi. Dunyayi ve bizi degistiren fikirlerin ciktigi, internette gidisatin belirlendigi bir yer burasi. Amerikan Ruyasi diyorlar buraya ancak ben hala kavrayamadim burayi. Buyuk firmalarin arasinda yasayip, buyuk internet firmalarinin calisanlariyla komsu oldugum vadideyim. Ancak kimseyi tanimiyorum kendimden ve birkac yakin kisiden baska.

Paylasim ve sosyal yasam sifir, konserler disinda hayatimi serdim bu blog yazisina. Var miymis Amerikan Ruyasi gercekten? Belki daha yakin bakmaliyim cektigim fotograflara..

2 comments:

10:27 AM aybuke said...

amerikan rüyası yalnızlıktır belki de dost, sessizliktir. zira artık çok az bulunan bişi :)

9:40 PM vefizoo said...

Belki para vererek arkadas kiraladigin bir dukkan vardir Muzocan, sen bulamamissindir...