Lö Amerika günleri, serbest yazim teknikleri.

Cok olmadi.. Daha gecen hafta burada sikintili bir dolasan ben, daha da alismaya basladigimi hissettim etrafa ve bosluga. Bosluk ister istemez icine cekip partikullerinize ayiriyor sizi. Dagilmis bir sekilde etrafta hissiz dolasmak zor. Ama madem baska secenek kalmadi, basa gelen cekilir deyip kolayca kestirip atabiliyor insan.

Bazen dusunuyorum ne kadar mutluyum diye buraya gelmeden once yasadigim ulkede. Blogger'i bile kapatan zihniyetin yonettigi yere niye doneyim derken, birden orayla ilgili baglarinizi hatirlayip gozunuzu kapadiginizda buluveriyorsunuz kendinizi sevdiginiz bir restoranda, bir evde ve belki de bir is yerinde. Su zamana kadar secenekler acik oldugundan kafama dank etmemis olmasi sanirim normal. Degil mi?

Herseye 'gercekten' yeniden baslamak icin hicbir zaman gec degilse eger, ben de basliyorum artik. Yukleri sirtlanmanin vakti geldi ve hazirim. Hatta 'hazirim ulan!'. Gectigimiz gunlerde arkadaslarimin da katkisinin oldugu dogumgunu videomu izledikten sonra geri donme istegi tekrar kabardiysa da bende, simdi buraya biraz daha mi zaman ayirsam demeye basladim "Muzo geri donme." cumleleri yankilanirken aklimda. Ruya'ya ne kadar tesekkur etsem az. Beni gozyaslarina da bogdu, bunun intikami aci olur bu arada.

Son zamanlarda ne yaptim ne ettim diyecek olursak, okul ve ev arasinda mekik dokudum sadece desem pek yalan soylememis olurum. Sadece konserlere gidiyorum San Francisco'da. Neyseki buraya yakin orasi, biraz sehir disi yasamdan siyrilip, karmasaya dalmak iyi geliyor haftada bir-iki kez. Karmasadan nefret ederim, fakat kaos ortaminda 27 seneyi gecirmek, o camura ve yozlasmisliga alismak, oyle bir ortama hasret cekmemi engellemiyor.



Guzel konser zincirlerimin sonuncusu Stereolab oldu. Bu basarili grup oncesi vokalistin de yan projesini canli dinleme sansina erismek beni benden aldi diyebiliriz. Karakteristik yuzu ve sesiyle duyularinizi en ust duzeyde tutmayi beceren Lætitia Sadier, gercekten de gecenin yildiziydi. Bir t-shirt alip ciktim zannedilebilir The Fillmore'dan, ancak o notalari ve sesi aklimda disari cikarmayi basardim. Tabii bir de ertesi gun kahvaltim olan bir hippi gelenegi The Fillmore elmasini da unutmamak gerek. Yemek bile yemeyip parasini konserlere harcayan insanlarin karnini dusunen baska guzel insanlar da var burada. Bu ulkede insanlik adina boyle seyler gormek, siyah-beyazi biraz daha renkli tonlara cekiyor. Ancak sanki tupu bitmis veya bitmek uzere olan bir televizyon gibi, soluk ve giderek yalnizlasan bir yer Amerika.

En azindan ben oyle gormeye basladim. Bunun disinda okul, dersler ve 'sistem'e alismak biraz zor olsa da, giderek rayina oturdugunu hissetmeye basliyorum. Bu da yuzumun nemrut halini biraz da olsa kendi espirisine gulmemeye calisan bir komedyen gibi sekil almasina sebep oluyor. Daha iyiyim yani anlayacaginiz.

Af meselesi belli oldu, ancak birkac eklenmesi gereken cumlenin yerinde yeller estigi icin geri donmem boylelikle zora girmis oldu. Askerligi kotulemek amacim degil, eninde sonunda gidecegiz askere de, bari birakin bizi egitimimizi tamamlayalim degil mi? Yok ama. Oy ugruna ogrenci affi piyasada mi? Piyasada. Topallayan bir insana benziyor gercekten bu hali. Bir de ustune ustluk dalga geciyor House edasiyla.

Benim cenem de ne dusmus gercekten. Simdilik susuyorum, Stereolab eslik eder asagidaki baglantiya tikladiginizda size.

Stereolab - Ping Pong

1 comments:

9:00 PM suninherhead said...

intikam mı.hahah. bring it on.