Chill Out Festival 2008 (Dorduncu Cekim)

Asagida Can Tanca'ya gonderdigi son maili uzerine cevabim yazilidir.

"Merhaba Can Bey,

Ben acikcasi sizin kim oldugunuzu gayet iyi biliyorum. Elbette basarilarinizi goz ardi etmiyorum. Para iadesi ve davetiyenizi de lutfen kendinize saklayin. Olayi surekli para boyutuna getirmeniz de ilginc. Benim gozum bunlarda degil gercekten. Bu isin buraya kadar gelmesinin sebebi bana Cihan Bey'in hala bir ozur borclu olmasidir. Ancak korkak bir sekilde blog sayfama sadece bir 'yorum' birakmayi tercih etti. Benim tek sinirlendigim konu budur.

Bunun disinda, Halkla Iliskiler mesleginin 'cok buyutuldugunu' (overrated demissiniz) ve yaratilmis bir meslek oldugu hakkindaki goruslerinize katilmiyorum. Ayrica 'yari yasinizdaki biriyle' siz'li konusma fikirlerinize de katilmiyorum. Elbette kendi dinleyicilerinizi musteri olarak gormeyisiniz guzel bir bakis acisi bu arada. Ancak kaldi ki burada hizmet veren ve hizmet alan konumundayiz, ben size saygi gosteriyorsam, siz de bana gostereceksiniz.

Bunun disinda insanlarin keyfini kacirmamak icin anons yapmama fikrinize de katilmiyorum. Hatalidir bence bu gorus bastan sona. Elbette keyfi kacacak insan da olacaktir ve keyfi kacmayacak insan da olacaktir. Keyfi kacanlardan biri olarak ben bilgilendirilmeyi isterdim, ne olursa olsun. Festival bir butundur diyorsunuz bastan beri, bu butunun 'buyuk' parcalarindan biri Sebatien Tellier'dir ve kendisi gelmediyse insanlarin bilgilendirilmesi organizatorler tarafindan zorunludur. Bu benim gorusumce 'is ahlaki'yla da cok ilintili ve onemli bir konu. Ancak bu konuda siz hicbir sey yapmadiniz.

Uzun lafin kisasi, size bu gorusle basarili kariyerinize nice yillar dilerim ki ortada sizin yarattiginiz eksik gedik organizasyonlara sirf ortam icin muzigi bahane edip gelen insanlar varken daha cok basarili olursunuz.

Iyi calismalar dilerim.

- Muzaffer Can"

Chill Out Festival 2008 (Ucuncu Cekim)

Konuyla ilgili herhangi bir gelisme olmadigindan bir sureligine "sehir fasizani" olarak blogumun 'yorum' fasilitesini kapatiyorum. Siz kendi aranizda tartismaya devam edin, benim icin de bir bira icin. Butun gece tartisirsiniz ne de olsa.

Chill Out Festival 2008 (İkinci Çekim)

Bugün yoğun bir mail trafiği geçti Chill Out festivali duzenleyen insanlarla. FG ve dolayısıyla Lounge Fm'in sahibi Can Tanca cevap verdi bana. Cihan Bey'lerden de hala haber yok. Kişilerin yaklaşımlarını zannedersem daha iyi anlatabileceğim. Şirket yazışması değil sonuçta aşağıdaki elektronik posta silsilesi, bu yüzden buraya kopyalayıp yapıştırmakta sorun yok. Şeffaf olalım.

Bir önceki yazımın aynısını kopyalayıp yapıştırdım ve Lounge Fm ve FG'nin Info mailine attım. Can Tanca'dan gelen cevapla başlıyorum. Beni elestiren kisilere biraz anlatabilirim belki nasil insanlarla ugrastigimi.

"Sevgili Muzaffer,

Emailin tam da yerine ulasti ama tabii ki ozur dilemeyecegiz… Konusup anlasacagiz, eger boyle bir niyetin varsa, yoksa seni kendi haline terketmek zorunda kalacagim :)

Istersen yazdiklarinin uzerinden teker teker gidelim, sonra genel bir kac tespit yapayim, bu arada tabii sarfetmis oldugun agza alinmayacak sozlerini bir kenara birakarak, aksi takdirde dikkate alirsam sana cevap verdigim icin kendime ihanet etmis olurum.

- ‘Sebastien Tellier'nin sahne almadigini farketmeyecek kadar mal insanlar surusunun katildigi festivaldir’ Bu tespitin dogru olsa bile bu durum seni neden rahatsiz ediyor anlayabilmis degilim. Insanlar oraya sadece muzik dinlemek icin gelmiyor, iyi bir gun gecirmek, birarada olmak, ben muzik adami olmama ragmen bence de daha onemli. Dun yasadigin ortami degil Turkiye’de, Avrupa’nin herhangi bir yerinde deneyimlemen cok kolay degil. Neden madalyonun diger yuzunden bakmayi denemiyorsun, demekki biz insanlari ne kadar mutlu etmisiz ki kimse bu durumdan cok sikayetci degil. Diger yandan bana onlarca insan gelip iptalin nedenini sordu, anlattik, anlayisla karsiladilar.

- ‘Musteri her zaman haklidir’ Musteri her zaman hakli degildir, bu uzun tartisma konusudur, en basitinden bir bilet karsiliginda karsindakine hakaret etme hakkini vermez.

- ‘hani rahmetli annecigim halkla iliskiler alaninda docent olmasa anlamaya calisacagim’ Allah rahmet eylesin ama bu durum seni de otomatik olarak Halkla Iliskiler uzmani yapmaz.

- ‘paramizi da geri alamadik’ Parani geri alamazsin cunku sen icinde bir cok konser olan bir festival icin bilet satin aldin, Sebastien Tellier konseri icin degil. Eger bu bir Sebastien Tellier solo konseri olsaydi ve sanatci cikmasaydi hakli olurdun, sana da herkes gibi bilet parani aninda iade ederdik, hic kuskun olmasin.

- ‘Sanatcinin ozuru, sizin ozurunuzdur’ Cok yanlis bir tespit. Hayatimda benimde ilk kez gorecegim bir sanatcinin yedigi halt ile ilgili ben neden ozur dileyecegim anlayamadim ki adam Eurovision sonrasi hastalanmis yani ongorulemeyen bir gelisme. Ben Sebastien Tellier’ in ne babasiyim, ne menaceriyim ne de doktoruyum, sadece konser vermesi icin para verip book eden biriyim.

Daha fazla da yorum yapip uzatmak istemiyorum. FG 93.7 ve Lounge 102 olarak son 10 senede 600 den fazla organizasyon yaptik, iptal veya ertelemelerimizin sayisi bir elin parmaklarini gecmez. Sebastien Tellier dun gelmediyse, yarin gelir, hayat devam ediyor. O zaman seni davet ederiz, beraber egleniriz. Bu arada, radyoculuk ve organizasyon konusunda kimseden alacagimiz bir ders oldugunu net olarak dusunmuyorum. Sakin uzerine alinma, genel konusuyorum, istisnasiz Turkiye’de ki tum radyolari ve tum organizasyonlari cumlemin icine katiyorum, sanirim bu konuda alcakgonullu olmamiza gerek yok. Festivaller ve etkinlikler hakkinda daha detayli bilgi sahibi olursan cikisinin ne denli haksiz oldugunu anlayacagini umuyorum.

‘Yokolmaya mahkum bir radyo’ tespitinin bir dilek olmadigi varsayimiyla gorusmek uzere diyorum…

Sevgiler
Can Tanca
Lounge 102"

Bunun uzerine ben de soyle bir cevap attim;

"Merhaba,

Oncelikle sizden bir mail gelmesi cok hosuma gitti ve boyle bir nedenden tanistigimiz icin uzuldum.

Yazdiklarinizi okuduktan sonra da sizin gibi bir meslektasim oldugu icin uzuldum. Halkla iliskiler konusunda benim bir uzman olmami bir yana birakin, sizin ve FG ailesinde calisan kimsenin H'sinden haberinin olmamasi da uzuntu verici. Halkla Iliskiler 101'de soyle soylenir: "Musteri size nasil hitap ederse etsin, siz musteriye 'siz' diye hitap edersiniz ve haksiz olsa bile her zaman haklidir".

Boyle bir girisin ardindan isterseniz Halkla Iliskiler'le devam edelim. Sebastien Tellier'nin orada olmamasi, bunun organizasyon basladiktan cok sonra duyurulmasi (hatta duyurulmamasi, hic bir tane bile duyuru yapmadiniz, ortbas ettiniz durumu sinsice) tamamen sizin organizasyon bozuklugunuzdur. Bu yuzden ne olursa olsun benden ve boyle bir sorunla gelen insanlardan ozur dilemek zorundasiniz. Bilmem anlatabildim mi? Paramizi geri iade etmeseniz bile bizim sizin yaptiginiz organizasyona gelmemiz icin 'gonlumuzu almaniz' gerekir. Ayrica en azindan paramizin bir kismini geri alabilmeliydik. Herneyse, isin parasinda degilim zaten. Cihan Bey tarafindan yapilan kustahlik ve terbiyesizlik uzerine sinirliyim.

FG ve Lounge Fm'den daha yasli bir radyoda calisip, orada aldigim organizasyon duzeni ve halkla nasil iliski kurmaliyiz becerilerimi goz onune alacak olursak sizin yillarca onunuzde oldugumu acikca soyleyebilirim. Bu yuzden lutfen iddianizi kendinize saklayiniz.

Konusup anlasacagiz demissiniz, cevabinizi bekliyorum.

Iyi gunler dilerim.

Muzaffer"

Bunun uzerine soyle bir cevap geldi Can Tanca'dan;

"Tekrar merhaba,

Oncelikle hangi radyoda ne is yaptigini bilmedigim icin ‘meslektas’ kelimesinin kabulunu bir baska email konusu yapalim.
Turkiye’de her sarki soyleyenin kendine sanatci yakistirmasi yaptigi gibi, 2000 in uzerinde de radyo var, yoruma acik bir konu yani…

Halkla Iliskiler mesleginin aslinda cok overrated oldugunu dusunuyorum, biraz yaratilmis bir meslek sanki, o yuzden acikcasi kurallari konusunda sana katilmiyorum.
Ben organizasyonlarimi oncelikle kendi dinleyici kitlem icin yapiyorum, onlari musteri olarak gormem, ayrica yari yasimda birine siz’li konusmam garip kacar, bunu sen talep edersen senin aklindan suphe ederim. Musteri haksizsa da haksizdir, bunu not al bir kenara. Terbiyesizlige izin vermem.

Sebastien Tellier’in gelmeyecegi cok gec saatte belli oldu, ilk Belgrad ucagini kacirdiktan sonra hasta halde karayoluyla 4 saatlik Zagrep yolculugu sonrasi ucaga binemedi. Yapacak bir sey yok, o saatten sonra insanlarin keyfini kaciracak bir anons olmasini istemedik, soran ogrendi zaten. Ozur dilenecek bir durum olmadigini yinelemem gerekiyor, ben borcumu oderim bir sekilde kitleme. Isin para tarafinda olmasan bilet parasinin iadesini talep etmezdin, o yuzden eger istersen 11.66 YTL (70 bolu 6 sanatci) hesabina hemen havale edebiliriz.

FG ve Lounge yasini konusmuyoruz dikkat edersen, radyoculuk deneyiminden bahsediyoruz, grup olarak ayni zamanda Turkiye’de ilk radyoyu kuranlarda biziz, bu konuda kimsenin ama kimsenin ahkam kesmesine izin vermeyiz. Organizasyon konusunu da tartismamiza gerek yok sanirim. Havaya konusmak olmaz, benden yillarca ileride olabilmek icin benden daha iyisini yapabilmis olmak lazim, onu da duymadim, beni bilgilendirirsen sevinirim. Sanal ortamda atip tutmakla olmuyor bu isler, elle tutulana bakmak gerek. Aslinda sen yine de bu konudaki fikrini kendine sakla istersen cunku bosa konusmus olacagiz galiba, mutevazi oldugumuz yerler var, olmamamiz gereken yerler var…

Tekrarliyorum, Sebastien geldiginde davetiyen bendedir.

Sevgiler,

Can Tanca
Lounge 102

Onemli not: Bir musteri hakli/haksiz ne olursa olsun, birinden bahsederken adinin arkasina kustah, terbiyesiz, domuz, ahlaksiz gibi kelimeler yerlestirmekten vazgecmeli ve adabini takinmalidir, bunu unutma. Bizim disimizda baska bir yerde yaparsin, mazallah tekme tokat atarlar disari musteri falan dinlemeden."

Daha bu son maila cevap vermedim ancak nasil biri oldugunu zannedersem calisan kafalar biraz anlamistir. Beni negatif elestiren insanlar da aslinda su an elektronik postalar gonderdigim organizasyon sirketinin, beni dahil herkesi 'mal' olarak gordugunu de anlayacaktir okudugunda. Bu konuyu burada kapatiyorum, simdilik. Ancak bekledigi gibi vaadettigi rusveti yemeyecegim, buraya da yaziyorum.

Not: Bu arada Cihan Beylere asla ve asla yuzune karsi saygisiz bir davranista bulunmadim, daha sonradan hakettigi sifatlari eve geldigimde yaziya doktum.

Chill Out Festival 2008

"sebastien tellier'nin sahne almadigini farketmeyecek kadar mal insanlar surusunun katildigi festivaldir. lounge fm'in terbiyesiz halkla iliskiler muduruyle irtibata gecilmis, bunca seneden sonra "musteri her zaman haklidir" sozunun nasil yanlis oldugu hakkinda egitim (!) almisizdir. hani rahmetli annecigim halkla iliskiler alaninda docent olmasa anlamaya calisacagim bu dallamanin dedigini, ama bir turlu yediremiyorum. paramizi da geri alamadik, sebastien tellier'i de dinleyemedik. uzun lafin kisasi,

lounge fm ve fg'nin organizasyonlarina bir daha adim atmiyormusuz. budur."

Aynen bu sozleri yazdim sozluge. Az bile bu insanlara. Yani Morcheeba'yi izledik, bundan sonra sahnede hareketlenme beklerken birden karsinizda sahnenin bosalmasini gormek gercekten sinir bozucu. Bunu da sahne kenarindaki gorevlilere sorup ogrenmek daha da sinir bozucu. "Insan etkinligin baslamasindan once haber verir degil mi? Dusuncesiz boklar!" demek istiyoruz ama saygimizdan dolayi asla boyle kotu sozler etmiyoruz baskalarina karsi.

Lounge FM'in halkla iliskiler bozuntusu Cihan Beyler keske daha makul yaklassalardi da bu satirlari buraya yazmam gerekmeseydi. Tam paramizi geri istemeye gittigimizde, muhattap olmak istedigimiz kisiyi ararken cikiverdi karsimiza bu beyefendi. Hani beklersiniz ozur dilenecek ve bir sekilde telafi edilecek bu olay. Yok! Tam tersine ben niye ozur dileyeyim gibi bir tavirla karsilastik. Nasil yani?! Sanatcinin ozuru, sizin ozurunuzdur. Olacak is mi bu?

Arkadan biri Turkiye gercekleri diye gecistirmeye calisiyor ve ben bu soz uzerine daha da sinirleniyorum elbette. Daha sonra sozde sakin tonlu tehditkar yaklasimlarda bulunan Cihan Bey, bize halkla iliskiler kurallarini tekrar yazip ogretmeye calisiyor. Sanki bu tip seylerle hic karsilasmamisiz gibi. Hani radyocu olmasam ve bu tip organizasyonlarin da icinde daha once yer almis olmasam anlayacagim, gercekten.

Benimle birlikte bir arkadasim ve 3 kisi daha madur ve hakkini aramaya calisiyor. Bu sirada Cihan Beyler sigarasini yakiyorlar ve umursamaz tavirlarla bizi dinlemiyorlar. Kendi tavirlari hakkindaki yanlislarini kibarca soyleyince "beni hep ignelemeye calisiyorsunuz " deyip olayi kisisellestirmeye devam ediyorlar. Is ahlaki ve insana karsi saygidan eser yok. Sanki bir domuza konusuyoruz. Dilimizde tuy bitene kadar kibarca konusmaya devam ettik ve o an geldi catti.

Elinde sigarasi ve ustunde pardesusu olsa tam olacakti, bir "Kurtlar Vadisi" hareketiyle, biz kendisiyle konusmaya devam ederken sirtini dondu ve bulundugumuz yerden uzaklasti. Ki su sozlerimi duydugu halde: "Lounge Fm, prestijli bir radyo ve bu radyodan bahsettigim prestijini gozumde korumasini beklerdim. Ancak siz tam aksi davraniyorsunuz."

Madem umrunda degil, benim de umrunda degil elbette. Yokolmaya mahkum bir radyo ve zihniyet. Musteriyi her zaman memnun etmeniz gerekir. Ilk once bunu ogrenin, sonra organizasyon yapin. Neyse. Biraz olsa icimi doktum, rahatladim. Siz siz olun, bir daha FG veya Lounge Fm organizasyonlarina gitmeden bir daha dusunun.
Sahne monitorlerinin uzerinden alyuvarlar gibi atlayan bir odadayim.
6. Guinness'im muhtemelen. Mide bulandirici gibi bir his. Duvarlara
odaklanmak en iyisi sanirim. Bir suru kiremit, evet.

Gunluk Ogutler

"Keneyle yasamayi ogrenmeliyiz."
"Kuresel isinmayla yasamayi ogrenmeliyiz."
"Turbanla yasamayi ogrenmeliyiz."
"Etrafimizdaki yasanan degisimlere goz yummayi ogrenmeliyiz."

Sanirim en iyi yaptigimiz sey son cumle..

Twitter Çılgınlığı

Bugün bol bol Twitter'lamaya karar verdim. Öteceğim ötebildiğim kadar fotoğraflarla. Bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak?

http://twitter.com/muzocan

Saturday Night Live - Natalie Raps

House 416

Kesinlikle olayları açığa vurmayacağım. Sadece House'un sezon finali için milyonlarca şey geçti aklımdan, altüst oldum. Birşeyler yazmak istedim ancak tıkandım. Çok zor duygular kesinlikle. Zorlayıcı duygular. Anlatamıyorum. İzleyin mutlaka.

Annemin Bahçesinde


Eskişehir'de bir pazar öğleden sonra babamla birlikte annemin bahçesine gittik. Kahvaltılık malzemelerimizi toparladık. Sabah yapılmayan kahvaltıları seviyorum gerçekten. Ara sıra yemekten büyük bir haz aldığım pastırmalı yumurta da yaptı babam, keyfime diyecek yoktu. Sonra babamın yeni çim ektiği alanı suladım. Böyle güzel güneşli bir günde, ne sıcak ne soğuk, hafifçe eserken, yukarıdaki karede dün doğumgününü kutladığımız annem eksik. Yaşasaydı 48'ine basacaktı. Özlüyor insan. Çok hem de..

Lip Dub

Bu videoyu Diggnation podcastinde görmüştüm. Tek seferde çekmişler ve gerçekten eğlenceli bir klip olmuş. Oynayan insanlar ConnectedVentures isimli firmanın çalışanları. Ek bilgi olarak burası Vimeo, Bustedtees ve CollegeHumor gibi siteleri hazırlayan firma. Aynı şekilde Digg'ciler de boş durmamış, Revision3 olarak INXS'e Lip Dub yapmışlar (Google'layalım, ben bugün tembelim).



(Lip Dub'ı nasıl çevireceğimi bilemedim. Zaten şimdi yukarıdaki bilgi paragrafına bakıyorum da hiç Türkçe kelime yok gibi birşey. İdare ediverin.)

Kaldı 8 gün. Ayrıca beklenen film listeme bir tane daha ekliyorum. Fragmanı da gelmiş web sitesine. Buraya tıklayınız.
"They've" got a file on me!
Senlik fotograflarinin tamamini .Mac Gallery'e koydum bu arada.

http://gallery.mac.com/muzocan

ODTU Bahar Senligi 2008


Gectigimiz cumartesi gunu cekildi yukaridaki fotograf. Volkswagen mini van'in arkasinda elimde elmali vodka ne ariyordum acaba..?

Aslinda o gun hersey cok sakin baslamisti. Taa carsamba gunu ODTU senliklerine adim atmayi dusunen ben, bu tarihi ertelemek zorunda kaldim. Sonucta cuma gunu Alt Sokak vardi ve bir sekilde Ankara'ya gelip program hazirligi da yapmam gerekiyordu. Elbette Alt Sokak hazirligi yavas yavas giderken bir yandan gondermem gereken paketler de girdi araya. Boylece koskoca cuma gununde ODTU carsiya ugradigim sirada teget gecme sansim oldu senlik alanina. Bu durumda insan kafasina koyuyor mutlaka. "Senligin son gunu, benim de katilabilecegim tek gun. O zaman yarin kimse beni tutamaz!" Sanki kimse beni tutacakmis gibi. Zaten kim neden ugrassin ki beni tutmaya, sadece bir motivasyon arttirici cumle.

Cumartesi gunu erken kalktigimi soyleyemem. Radyonun CEPA alisveris merkezinde canli yayini vardi ve butun radyo ahalisi orada olacagi icin ogleden sonra saat 1 gibi ancak orada olabildim. Baslangicta fazla bir kalabalik yoktu standin onunde ama sonradan insanlar gorunmeye basladi. Herneyse. Yemek yedikten ve alisveris yaptiktan sonra toplandik ve senlik alanina kosturduk hemen. Kalabalik grubumuz bir anda dagildi, birkac kisi kalakaldik. CiT vardi, daha sonradan uzun zamandir gorusemedigim arkadaslarim Ozge ve Gunay'da katildilar. Beraber Magick izledik. Ama tabii sahne kenarindaki sarhos gencleri izledik ve tezahurat yaptik. Zannedersem yeni tanistilar orada, cocuk kizi goturmek istedi ama kiz gercekten cok sarhostu. Tam bir atak yapiyordu cocuk, kiz basini ceviriyordu. Seyirciler hayalkirikligina ugradilar. Bu kadar hayalkirikligi fazla deyip herkes yine Magick'e konsantre oldu. kizla beraber olmak isteyen cocugu daha sonra carsinin kapisinin orada gordum, yalnizdi. Asagida ikisinin fotografini gorebilirsiniz. Bari ikiside yuvarlansaydi dereye diye dusundum. O zaman gercekten eglenceli olabilirdi. Seytanca bir fikir.



Sonra alisveriste aldigimiz tum ockiler bitti ve kana susamis vampirler gibi bira kokusuna yoneldik. Bu sene iceri kendiniz bira rahatca sokuyordunuz ancak bira satan insanlara pek izin verilmiyordu. Hepsi bir ajan havasinda yakalanmamak icin garip davranislar sergiliyordu. Bir tanesini bir sekilde yakaladim, (ne kadar saklanmaya calisirsaniz calisin, uzgunum belli oluyorsunuz) anlasmaya giristim. 3 tane biraya 15 milyon dedi, ben de daha ucuza ver falan derken, elimdeki 10 milyonu kapti, "abi beni gorduler" deyip arkasina bakmadan kostu. Ben de sozde kara gectim. Biralar grup icinde dagildi ve mutlulugu stabil konuma getidik. Grup icinde bira korumak imkansiz. Paylasimci ve hippi dusunmek gerek, yoksa siz uzuluyorsunuz. :) MT sahnesinin oldugu bolgeden ayrildik ve stadyumun otoparkina geldik. Burada ne ariyoruz derken CiT ve arkadaslarinin arkadaslarinin VW mini van'inin oldugu yere geldik. Iceride muzik caliyordu. Pek hatirlamiyorum ne caldigini. Kucuk, eski ve desenli koltuklari vardi. Rahat olmasa da bir VW Beetle'in arkasindan kesinlikle daha iyiydi. Oradaki insanlar cok sicak insanlardi. Simdi hatirladim, Cartel caliyordu. Bir sure sonra muzik durdu cunku mini van'in akusu bitti. :) Ilk fotografta onun icinde cekildi. Giderek kafayi bulmaya basladigim an sanirim o elmali vodkayi yudumlamaya basladigim andi. Turnike donen siseden ne kadar ve kac kere ictigimi hatirlamiyorum.

Orada yeterince durdugumuzu hissettigimiz an artik konserin gececegi stadyum cimlerine dogru ilerlemeye basladik. Orada Vefizoo'larla bulustuk. Radyo ekibinin geri kalani da geldi. Borangutan da elinde bir adet Smirnoff Ice sisesiyle cikageldi. O siseyi de hunharca bitirdik. Konseri acikcasi hic hatirlamiyorum, ancak bir ara yere dusmusum. Cunku sabah kalktigimda dizimde yara vardi. Buna Vefizoo soyle bir aciklama getirdi.

"Boyle facebook ya da Myspace fotografi cekme teknigi var ya, kendini cekmeye calisiyorsun kollarini uzatip. Sen oyle yaparken, alla alla alaaaaaah diye eyfel kulesi gibi one dogru devrildin :D Ondekileri filan darmaduman ettin :) Gerci galiba tek dususun o an degildi ama, sanirim dizin o sirada yara olmus olabilir :D

Sonra esas, dustukten sonra, soyle bir toparlanip yerden bize bakisin vardi ki, esas olay oldu :D Boyle, noldu lan az once der gibi :D nohhahahaha :D"



Nasil baktigimi bilmiyorum, keske birisi fotografimi cekseydi. Ama kesinlikle orada dusmusum cunku sabah dizlerime baktigimda kirmizi toprak vardi. Memento ani 1.



Konser guzeldi diye hatirliyorum. Saglam calmis olabilirler diye yorum yapabiliyorum eglendigime gore. Ancak sanirim cabuk bitti, degil mi? Birisi benim kayip parcalarimi tamamlasin lutfen. :) Konserde beni herkesin birakip gittigini dusunmustum ancak buna Vefizoo yine aciklik getirdi. Meger ben herkese veda etmisim If'e gidiyorum diye. Bunu duyunca hayal meyal canlandi kafamda tam If'e giderken yolumu degistirip eve dondugum. Gitsem sanirim kesin atilirdim. Ikinci Memento ani buydu.

Ucuncusuyse soyle oldu. Karnim nasil olduysa tok kalktim. Hic hatirlamiyordum gece yemek yedim mi yemedim mi. Agzimda ama mercimek corbasi tadi vardi. Bunu da cuzdanimdaki fis sayesinde cozdum. Sanirim dolmustan inip If'e gitmemeye karar verdigimde, hayatimi devam ettirmek icin Baskent corbacisina girmisim. Oraya gitmemek icin hep kendime soz veriyorum, hep de yakin oldugu icin oraya gidiyorum. Tipki bir daha alkol almayacagim demek gibi bir sey. Yasantimin bir parcasi.

Boyle olaysiz ama olayli bir ODTU senligi gecirdim. Belki uzun bir sure sonra katilabilecegim bir daha. Guzeldi gercekten. Sacmaydi. Bu yazi uzadikca uzadi. Bitti hatta burada..

Mutluluga?

Rüyamda bir havaalanındaydım. Birden bir görevli durdurdu beni. Nedense kendimden çok utanarak bavulumu açmam gerekti. Bilmiyordum neden utandığımı ama uyurken eminim kendimi çok kasmış olmalıyım. Herneyse, kalbim atmaya başladı bavulun fermuarını yavaş yavaş açarken. Birden utanç kaynağıma bütün havaalanı memurları, sıradaki insanlar ve ben tanık oldum.

Yeni yıkanmış, kurumadığı için biraz kokuşmuş bir banyo halısı.

Bunun bir anlamı olmalı. Olmalı mı?
Keske annem burada olsaydi ve bana 3-4 sene sonrasinin kiyafetlerinden
alsaydi. Biktim bu pacavralardan. Annemi cok ozledim.

Commands

"Christopher David Ryan of Atmostheory created these nifty posters, titled Commands, that seem to make sense to Mac users."

Çok sevdim. Mac kullanıcıları için kesinlikle. Keşke t-shirtleri de olsa..

read story | digg story

Evet, o benim..

Mystery Jets - Young Love

Uzun zamandir Alt Sokak'ta caldigimiz Mystery Jets, sonunda sarkisina bir klip de cekmis. Laura Marling de konuk olmus. Guzel, cok guzel.