Gece Sıkıntısı

Bu satırları neden buraya yazdığımı bilmiyorum. Ama elbette biri çıkıp, "içindeki sıkkınlığı bir şekilde dışarı çıkarıyorsun" gibi bir çözümleme getirebilir. Ben yine de neden yazdığımı bilmiyorum. Sıradan geçen Eskişehir günlerimde tüm gün boyunca sadece birkaç şey yapıyorum. Sabah kalkıp babamla kahvaltı yapıyorum ve bunun ardından ya TV başına geçiyorum (TV derken, podcast dünyası, film veya YouTube), ya da bilgisayar başına geçip çeşitli kaynaklardan günün haberlerini takip ediyorum.

Bu konuda Digg, içinden çıkamadığım bir bilgi kaynağı. Bilgi paylaşmak bu kadar eğlenceli hale getirilebilirdi. O makale, şu makaleye ulaşmamı sağlıyor, şu makale bu makaleye ulaşmamı sağlıyor. Gerçekten internetin gerçek kavramını hissediyor insan bu sitede. Artı yalnız da hissetmiyor insan burada dolaşırken. Sürekli yenilik halinde. Bir saniye sonra sizin en son aklınıza kazıdığınız ana sayfa tamamen değişebiliyor. Ayrıca bu 'insan ve yalnızlık' kelimelerini aynı cümlede kullandığımı unutun. 3-2-1. Devam edelim.

Aklıma geldikçe - ki bu günde birkaç kere olabiliyor - Twitter'ı güncelliyorum. Sıkıcı yaşamımın bir uzantısı olan Twitter, blogumda da yer alıyor ama Twitter sayfamdaki bulutlu arka planıyla 'sade' hali daha çok hoşuma gidiyor. Denemekte yarar var hala denemediyseniz. Adresini tahmin etmek zor değil, ancak o kadar tembellik yapacaksanız sağ kolonda bir 'tık'la ulaşılabilir. Ben de bu kadar uzun cümleler kurmama rağmen adresi yazmama tembelliği yapıyorum. Bu gereksiz yazıyı okuyan sevgili dostlar, hani bloglarınıza uğramadığımdan değil ama bu yolla daha da eğleneceğimizi tahmin ediyorum. Bir deneyelim hadi, beni de takip edin ki haberim olsun kim eklediyse. Günüme farklılık getirirsiniz yaptığınız güncellemelerle.

Bunlara üye olunca, yeni test aşamasındaki Socialthing.com'a uğramamak olmaz elbette. Şöyle bir düşününce, bunların hepsi zaten Facebook'ta var denebilir. Ancak bu yazıdaki amaç 'geleceği şimdiden yakalamak'. Ayrıca tasarımı ve her gün gelen e-postaların üzerine firmanın bir kısmını Microsoft'un satın alması, Facebook'tan ayrılma motivasyonumu arttırdı. Eminim açıldığı zaman Socialthing, Facebook'tan bir sürü kullanıcı çalacaktır. Tabii şu an özel davet gerektiren Socialthing'i "bekleyemem!" denirse yerine biraz değişik bir alternatif Pownce tavsiye edilir.

Bunun dışında gün boyunca yaptığım şeylerden biri atıştırmak. Bu tehlikeli hobiyi benim de alışkanlık haline getirmeme az kaldı. Karnım acıktığı zaman birşeyler yememek için, iki kadeh şarap içip uykuya dalmak şu sıralar iyi bir fikir gibi geliyor. Daha yürürlüğe sokmadım bunu ama böyle giderse, günün ortasında MSN'de "seni çok seviyorum be! ne iyi kadınsın/adamsın!" gibi bir mesaj alırsanız şaşırmayın. O anda bana "akşam o zaman meyhane yapalım." derseniz içimi hoş tutarsınız.

Okul başvurularımı tamamladım. Sonunda. Kadrolaşmış Milli Eğitim'deki düşük zekalı memurla uğraşılar, noter belgeleri ve pasaport uzatımı derken birkaç ay çabucak geçiverdi. Günümün tamamını kapsayan bu koşuşturma gidince, durumumu öğrenmek için bana Amerika'daki okulların sitelerini her gün ziyaret etmek kaldı. Babam ÖSS'ye tekrar girmemi istiyor, ancak ona da 'başvurmak' gerekiyor. Başvuruyu yarın-öbür güne atarak zannedersem son başvuru tarihinde yazılmış olacağım bu aptal sınava. Aptal sınav diyorum ama Amerika yatarsa kurtarıcım olacak. Bunun farkına ne zaman varırım bilmiyorum.

Bilmiyorum diye başladım, sıkıntımı döktüm ve sonra yazmaktan sıkıldım. Günün sonundaysa malum. Çok çabuk uyku fazına geçemiyorum ama bir şekilde 'sızıyorum' diyelim. Haftada 3-4 kez dışarı çıkınca alkole bağlı sızma, diğerine oranla daha fazla.

Yatıyorum artık.

4 comments:

2:18 AM divina said...

buraya gelince içelim.

6:04 AM skoer said...

oraya gidince içelim.

9:43 AM divina said...

gelmeyince, gitmeyince de içilebilir oysa.

12:55 PM Muzaffer said...

evet, her türlü içelim. çok sıkıldım.