Herkese mutlu yıllar! ^^

Zi Punt

Zi Punt, Oğuz Kaplangı, Uğurcan Sezer ve Chi K. birlikteliğinden oluşan bir grup. Kendilerini elektro-funk veya elektro-rock olarak adlandırsalar da new wave, rave, endüstriyel ve pop arasında gidip geliyorlar. Grubun 26 Aralık 2007 tarihinde, If Performance Hall'da verdikleri konsere gittim. İyi ki de gitmişim, kendileri hakkında daha fazla bilgim oldu.

Karşımda şarkıları tam olarak oturmamış ve sahne tozu yutmamış bir grup duruyordu. Tam sizi yakalayacak melodileri dinlemeye başlamışken, alakasız bir biçimde gidişatı değişen şarkılara tanık oldum. Şablon şeklinde kullanılmış ritmler ve her kulağın aşina olduğu synth seslere hiç girmiyorum. Alkışlayabildiğim tek şarkıda vokalistin "Bu bizim pop'a en şakın şarkımız. Eğlenceli tabii." demesi son noktayı benim için koydu.

Keşke aynı plak şirketinden çıkan (Elec-Trip Records) Portecho gibi başarılı bir grup olabilseydi. Kalitesiyle tanıdığım bu plak şirketi, ne yazık ki daha hazır olmadığını düşündüğüm Zi Punt'un albümünü Ocak 2008 tarihiyle çıkarmayı planlıyor. Bu işte elbette Elec-Trip Records'un sahibi Oğuz Kaplangı'nın bir parmağı vardır.

Diyeceğim şu ki, belki albüm kayıtları daha farklıdır. Ancak benim duyduğum kadarıyla verdiğiniz paraya yazık olabilir. Fazla sert bir eleştri olduğunu düşünüp Zi Punt'un müziğini merak ettiyseniz MySpace sayfalarına uğrayabilirsiniz.

http://www.myspace.com/zipunt/

Not: Vokalistin t-shirt'ünde 'New Rave' yazıyordu. Eğer 'New Rave' böyle olacaksa kalsın, ben almayayım.

Wall•e



Bundan yaklaşık 8 ay önce yine bir Pixar filmi hakkında bu bloga yazmıştım. Bence artık Disney dünyasının sihirli gücünü Pixar ele geçirdi. Yaratıcılık durmuyor bu şirkette. Fragmanlarını izleyince, eminim benim gibi siz de Türkiye'de gösterime gireceği tarihi iple çekeceksiniz.

Animasyonun kalitesi yine göz alıcı..

http://www.apple.com/trailers/disney/walle/
'Uninvited'ın remix versiyonu olsa da Ayvalık Tostçu'larına düşmesi üzüntü verici bir durum.

Başka üzüntü verici bir durumsa dün If Performance Hall'daydı. Vega konserinde soru ve cevap (sıradaki şarkıyla bağlantılı bir soruydu);

Vega vokali - Dünya ne kadar zaman önce meydana geldi?
Bir grup, çoğunluğu erkek seyirci - 2 milyon yıl! 3 milyon! 5 milyon!

Zavallılar..

Radiation



Çok özlemişim Marillion'ın bu albümünü. Belirli bir benzerlik olmasa da, bir şekilde bana nedense Radiohead'in yeni albümündeki şarkıları çağrıştırdı. Bu albümü en sık dinlediğim zamanlar daha yeni terkedilmiştim. Ankara'daki ilk günlerimdi. Armada daha beton bloktu. Turuncu - pembe sokak ışıkları, gri Ankara, yalnızlık ve akşam saat 10'da eski otobüslerde okulun hala alışamadığım kokulu yurtlarına geri dönme zorunluluğu. Pide, yeni halıfleks ve oda arkadaşımın petibör bisküvileri kokusu karışımı birşeyler.

O zamanar daha kendine sosyal çevre kuramamış olan ben, Discman'ine sarılmıştı doğal olarak. Müzikten başka iyi arkadaş nereden bulunabilirdi ki? Çünkü bazen müzik de arkadaş bulmanızı sağlayabilir. Hala hatırlarım Serhat'la (Yurtta tanışıp, beraber eve çıktığım arkadaşım) MTV'de Radiohead Top Ten yakaladığımızda bir koşu bira almaya gittiğimizi..

Bazen bu sakin tavırlarımın arkasında "Cathedral Wall"daki gibi bir çığlığın beni izlediğini düşünüyorum..
Sakin bir pazar akşamı geçiren ben, Akın Eldes Trio'nun etrafa yaydığı pozitif duyguları emerek daha da iyi hissettim. Eskişehir'de uzun zamandan sonra kaliteli müzik dinlemenin zevkine ulaştım zannediyorum. Böyle bir akşamı ya sarhoş bitirecektim, ya da kendime bir şekilde zaman ayırıp başka bir şeyler yapacaktım. Ne yapacağını bilememek klasik bir Muzaffer hali, ne yapacağımı bilemiyordum.



Divina sağolsun, Radiohead'in In Rainbows albümünün ikinci etabının gelip kapımıza dayandığını haber verdi bana. Daha birinci etaptaki şarkıların acısı yeni yeni iyileşir gibi olurken, ikinci bombayı da patlattılar. Bu satırları yazarken arkada süzülen albüm, altıncı şarkısına varmış da benim haberim yok. Yine aldılar, götürdüler beni bir yerlere.. Ben de hazırdım zaten 'başka yerlere uçmaya'..

Bıktım Oturmaktan..



Yuvadan ayrılmışken oraya geri dönmek sıkıcı ve acı verici.. Uçmalı yine başka yerlere..

The National Konseri

7 Aralık 2007 tarihinde The National konserinde olduğum için şanşlıydım. Grubun davetlisi olarak gittim bir kere. Zaten 'The Boxer' albümleri büyük ün kazanmış bir grubu İstanbul'da izlemek aşrı bir şanstı.. Konserde biraz fotoğraf çektim. Aşağıdaki adreste bulabilirsiniz..

The National, Babylon. Flickr

Web 2.0

Geç de olsa Muzocan, sonunda blogunu Web 2.0 standartlarına getirmeyi başardı. Del.icio.us, StumbleUpon, DiggIt!, Technorati ve Google Bookmarks düğmelerini 'Comment' bağlantısının hemen altında bulabilirsiniz. Ekleyiniz beğendiğiniz yazıları çekinmeden. :)

Bu arada bir de Twitter hesabı aldım kendime. Tavsiyem söz konusu. Boş iş demeyin, siz de deneyin..

http://twitter.com/muzocan


Not: Web 3.0'dan konuşmaya başlamışken, bu geçiş gerçekten biraz geç oldu. Farkındayım.

Dear Sister

"Umm what you say.."

Ah be cfq, taktın ya şu şarkıyı aklıma.. :)