Mösyö Sıkılhan

Sonbaharın gelmesiyle Ankara'ya tekrar akın akın insanlar dönmeye başladı. Her zamanki memur hayatı ve koşuşturmaca şehrin üzerindeki kara buluta bir açık katman daha ekledi. İlkokul öğrencileri okuma yazma öğrenmeye başladılar bile. Önümüzdeki haftadan itibaren üniversiteler de açılacak ve böylece şehir karmaşasındaki eksik parça da yerine oturacak.

Peki ben şu an neyin parçasıyım? Hiçbir şeyin. Hiçbir şeyin parçası olamamanın sebeplerini bulmak için bendeki birkaç parçayı yerine oturtmak yeterli. Biraz eskilere dönmek gerekiyor bunun için. Üniversite sınavına girdim, istemediğim bir bölümü kazandım, istemediğim bölümde derslerim kötüye gitti, okuldan atılma konumuna geldim ve sonuç olarak okuldan atıldım. Biraz önceki cümle durumumu özetle anlatmasına rağmen, satır arasında pek çok hikaye gizli. Ayrıca yedi seneyi içine alan ve birçok alanla kesişen büyük bir küme.

Parmaklarımı çaprazlayıp üniversiteden atılan öğrenciler için çıkacak affı beklerken, bir yandan da zilimi pek yakın zamanda çalacak Paşa'nın tedirginliği içinde yaşıyorum. Beşinci katta askeri komutanlıkları gören teraslı evimde, müzik dinlemeyi bile unuttum. Sessizlik hakim burada. Açıkcası o boktan okuldan uzakta olduğum için ilk kez üzülüyorum. Tabii bu durumda bana şu cümleleri sarfettiğinizi duyabiliyorum.

"Olan olmuş artık", "İş işten geçmiş, boşver", "Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye" veya daha açık bir şekilde, "Sikilmiş götün davası olmaz". Sanırım bundan daha açık olamazdım.

Çizgi romanlarda kahramanın başına bir şey düştüğünde yıldızlar, bebek beşiklerinin üzerine konan oyuncaklar gibi döner. Ne yapacağıma karar veremememin sıkıntısı ve ileride yatan belirsizlik yüzünden benim başımın çevresinde soru işaretleri var. Dönen soru işaretlerini görmezlikten gelip, bazen onları yakalayıp cebime sıkıştırsam da, kaçış konusunda benden daha yetenekli oldukları için yine onları yakaladığım yere geri dönüyorlar.

Kendi kendimi daha fazla kafayı yemeye başladığıma inandırmadan - ki inandırırsam gerçekten kafayı yiyecekmiş gibi duruyorum. gerçi askerlikten yırtabilir miyim bu sebeple? hmm. - bu yazıyı burada sonlandırıp sonbaharda Ankara sokaklarında sakin müzikler dinleyerek dolaşmaya çıkıyorum..

0 comments: