Hatırlamıyoruz, değil mi? Not alalım.

Uzun zamandan sonra televizyonu tekrar açtığımda birkaç ay önceki manzaranın tekrar geri geldiğini gördüm. Yine bütün ekranlarda Meclis TV vardı. Altyazıdaysa "Cumhurbaşkanlığı Seçimleri". Bu kadar safsata yapmaya ne gerek var diye düşünüyorum hep. Zaten başımıza çıkacak adam belli. Abdullah Gül. Kendisinin gözümde nasıl bir insan olduğunu biliyorum. Beni tanıyanlar da zaten kendisi hakkında ne düşündüğümü biliyor. Gül hakkında neler yapmıştı bu adam diye biraz internette dolaştım. Kısaca, küçüklüğünden beri siyaset içinde yer almış bir adam ve az kaldı Recai Kutan'ı da deviriyordu. AKP'nin de kurucularından ayrıca.

İlk notumu alıyorum. Abdullah Gül'ün 1995 yılında The Guardian gazetesine verdiği bir demeçle.

"Türkiye'de Cumhuriyet döneminin artık sonu geldi. Kesinlikle laik sistemi değiştirmek istiyoruz."

Eminim herkesin unuttuğu bir açıklamaydı bu. Hafızaların bir başka köşesine itilmiş, sınavlarla veya işlerle uğraşılırken bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkar türden demeç. Yukarıdaki sözleri sarfeden insan Cumhurbaşkanı olacak ve beni de temsil edecek sözde.

Tabii birkaç ay önceki noktaya şu an tekrar gelişimiz, AKP'nin seçimle yine iktidar olmasına bağlı. Bu da AKP'nin başındaki adamı akla getiriyor. Elbette, Recep Tayyip Erdoğan. Aç insanlara dağıttığı koli içinde yiyecek ve para yardımı işe yaramış gibi görünüyor. O da kısaca bir zamanlar İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı, "düşünce" suçundan cezaevi kuşu ve AKP başa getirilmeden binbir dalavereyle yasağının kaldırıp ikinci kez Siirt'te seçim yapılmasını zorunlu kıldıran adam.

Hazır ondan bahsetmişken ikinci notumu da unutmamak üzere alıyorum. Tayyip'in açıklamaları.

"Egemenlik, kayıtsız şartsız Allah'ındır !"
"Lan, artistlik yapma !"
"Hadi, ananı da al git buradan !"
"Doktoru getirip çivi ile çakacak halimiz yok. Ben iş bulma kurumu da değilim. Yok öyle, avantaya alıştınız."

Yukarıdaki sözleri de söyleyen adam, şu an halkın oylarıyla başımıza çıkan Başbakan rolünü üstleniyor. Kaç kişi hatırlıyorbu sözleri bilmiyorum. Ama artık bu sayfalarda, bu açıklamalar Blogger açık kaldığı sürece internette olacak. İşe yarasa da yaramasa da.

Peki, biz bu adamları seçmedik ve bunlar hala başımızdalar. "Bu halk buna layık" deyip, sokağa çıktığımızda yanımızda yürüyen insanlardan iğrenmemek için gözümüz kapalı mı dolaşmak zorundayız? Bilemiyorum. Açıkcası kafam bu konuda kafam çok karışık. Cumhuriyet Mitingi'nde biraz iyimser bakmaya başlamıştım bu ülkeye. Ancak bir daha iyimser olmamak üzere fikirlerim tamamen negatif şu an. Yavaş yavaş endişe yerini korkuya bırakıyor.

Bu arada Ankara halkının da hala akıllanamamış olması da ayrı bir konu. Su sorunuyla yine gündeme pişkin sırıtışıyla oturan İ. Melih'in, oy çoğunluğuyla Belediye Başkanlığı'nı alması şaka gibi geliyor hala. Ancak bunların hepsi gerçek. Yaklaşık 10 seneden uzun bir süredir dünyanın alarm verdiği küresel ısınmayı dinlemeyen insanların hatasını biz çekiyoruz. Evet, fikrimi değiştirdim. Bu halk cidden buna layık. Ne haliniz varsa görün.

Son olarak Aziz Nesin'in sözünü not almak istiyorum buraya.

Türk halkının yüzde altmışı aptaldır.

Hayır. Elbette zaman geçtikçe bu sözü de yenilemek gerekiyor kesinlikle. Rakam kısmıyla oynamak yeterli olacaktır.

Türk halkının yüzde sekseni aptaldır.

Şimdi oldu..

0 comments: