Yaza Sakin Bir Giriş

Yaz sıcakları geldi ve evde tek başıma bunalmış bir biçimde oturuyorum. Teras katında olmak demek, çatı tarafından soğurulan güneş ışınlarını ekstra vücudunuzda hissetmek demek. Kış boyunca sığındığım ve kaçış yerim olan evim, artık sıcaklığından beni dışarıya itekliyor.

Yakında, Tunalı'da buz gibi pastane limonatası içmeye çıkacağım. Bir tarafımı kaldırabilirsem tabii.. Evim beni reddetse de, evde kurduğum Apple imparatorluğu beni bırakmayacak gibi gözüküyor. Sanırım bütün bunlardan kaçışın tek yolu güzel bir tatil. Çok param olsa, sevdiklerim yanımda olsa ve geride hiçbir şeyi düşünmemek üzere deniz kıyısına yerleşsem.

Kıyıda otururken kulağımda müziğim olsa, 'Alone In Kyoto'nun sonuna geldiğimde kulaklıklarımı çıkarıp gerçek deniz sesiyle karşılaşmanın huzuruyla gülümsesem..

Sonra 'aptal kız'la uğraşıp, yanağına bir öpücük kondursam..

Bu güzel hayallere dalıp gitmek ve bulunduğum her yere aklımdaki görüntü için bluebox çekmek gerçekten güzel. Saate bir baktığımda 30 dakika geçmiş oluyor. Bir daha baktığımda 90 dakika ve bu böyle sürüp gidiyor. Bu süreyi tavana bakıp geçirsem belki bunalıma girdiğimi varsayabilirdim ancak bu öyle birşey değil. Esas bunaldığım an, beynimin bluebox'ın önüne duvar ördüğü zaman gerçekleşiyor.

Sorumluluklar, finaller, dersler ve sırtımda iyice ağırlaşmış bitirilmesi gereken bir okul.. Bitti diyelim bütün bunlar.. Bir de askerlik!

Derin bir nefes alalım.. Burada duralım.

0 comments: