Sıcak.

Geçen Şenliklerin Ardından..

Efendim, yoğun bir şenlik döneminin ardından elbette geriye biraz fotoğraf kaldı.. Kendime daha güzel bir fotoğraf makinası alana kadar idare ediniz. Her saniyenin fotoğrafını çekecektim yoksa.. Gerçekten.

2007 ODTÜ Bahar Şenliği;

.Mac Fotoğraf Albümü
Flickr Fotoğraf Albümü

2007 Sabancı Üniversitesi Bahar Şenliği;

.Mac Fotoğraf Albümü
Flickr Fotoğraf Albümü

Beggin'

Çok eskilerden bir Frankie Valli and The Four Seasons şarkısı. Fransız DJ Pilooski, altyapısına ve düzenlemesine katkıda bulunup tekrar piyasaya sürmüş. Harika bir iş ortaya çıkarmış. Bir yerlerde karşınıza çıkarsa gözden kaçırılmaması gerekenlerden.. Şarkıyı Pilooski'nin MySpace sayfasında da dinleyebilirsiniz. Adres;

http://www.myspace.com/pilooski

Put your lovin' hand out, baby
I'm beggin'
Beggin', put your lovin' hand out, baby
Beggin' you, put your lovin' hand out, baby

Ridin' high when I was king
Played it hard and fast cause I had everything
Walked away, wonderin' then
But easy come and easy go and it would end

I'm beggin' you, won't you give your hand out, baby
Beggin', put your lovin' hand out, baby

I need you to understand
That I tried so hard to be a man
The kind of man you'd want in the end
Only then can I begin to live again

An empty shell I used to be
Shadow of my life is hangin' over me
Broken man that I don't know
Will leave it standing, devil's dancing with my soul

Beggin' you, won't you give your hand out, baby
Beggin', put your lovin' hand out, baby

I'm fightin' hard to hold my own
No, I just can't make it all alone
I'm holdin' on, I can't fall back
Now that big brass ring is a shade of black

I'm beggin' you, give your hand out, baby
Beggin', won't you put your lovin' hand out, baby

Yaza Sakin Bir Giriş

Yaz sıcakları geldi ve evde tek başıma bunalmış bir biçimde oturuyorum. Teras katında olmak demek, çatı tarafından soğurulan güneş ışınlarını ekstra vücudunuzda hissetmek demek. Kış boyunca sığındığım ve kaçış yerim olan evim, artık sıcaklığından beni dışarıya itekliyor.

Yakında, Tunalı'da buz gibi pastane limonatası içmeye çıkacağım. Bir tarafımı kaldırabilirsem tabii.. Evim beni reddetse de, evde kurduğum Apple imparatorluğu beni bırakmayacak gibi gözüküyor. Sanırım bütün bunlardan kaçışın tek yolu güzel bir tatil. Çok param olsa, sevdiklerim yanımda olsa ve geride hiçbir şeyi düşünmemek üzere deniz kıyısına yerleşsem.

Kıyıda otururken kulağımda müziğim olsa, 'Alone In Kyoto'nun sonuna geldiğimde kulaklıklarımı çıkarıp gerçek deniz sesiyle karşılaşmanın huzuruyla gülümsesem..

Sonra 'aptal kız'la uğraşıp, yanağına bir öpücük kondursam..

Bu güzel hayallere dalıp gitmek ve bulunduğum her yere aklımdaki görüntü için bluebox çekmek gerçekten güzel. Saate bir baktığımda 30 dakika geçmiş oluyor. Bir daha baktığımda 90 dakika ve bu böyle sürüp gidiyor. Bu süreyi tavana bakıp geçirsem belki bunalıma girdiğimi varsayabilirdim ancak bu öyle birşey değil. Esas bunaldığım an, beynimin bluebox'ın önüne duvar ördüğü zaman gerçekleşiyor.

Sorumluluklar, finaller, dersler ve sırtımda iyice ağırlaşmış bitirilmesi gereken bir okul.. Bitti diyelim bütün bunlar.. Bir de askerlik!

Derin bir nefes alalım.. Burada duralım.

Justice - D.A.N.C.E.

D.A.N.C.E. bu yazın şarkısı olacak dediğimde kimse beni kaale almamıştı. BİLMEM ŞİMDİ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?! :)

Rock'n Roll

Hala seviyorum bu gerizekalıları..

Jacob'ı gören?

Rat•a•too•ee

Pixar yine yaptı yapacağını. Ratatouille! :) Animasyonun kalitesinden mi, yoksa göründüğü kadarıyla senaryonun ve karakterlerin tatlılığından mı bahsetsem bilemedim. Ancak yaklaşık 9 dakikalık bir ön gösterim sonunda Türkiye'deki gösterim tarihini iple çekiyorum..



http://www.apple.com/trailers/disney/ratatouille/preview.html

Alone

From childhood's hour I have not been
As others were; I have not seen
As others saw; I could not bring
My passions from a common spring.
From the same source I have not taken
My sorrow; I could not awaken
My heart to joy at the same tone;
And all I loved, I loved alone.
Then- in my childhood, in the dawn
Of a most stormy life- was drawn
From every depth of good and ill
The mystery which binds me still:
From the torrent, or the fountain,
From the red cliff of the mountain,
From the sun that round me rolled
In its autumn tint of gold,
From the lightning in the sky
As it passed me flying by,
From the thunder and the storm,
And the cloud that took the form
(When the rest of Heaven was blue)
Of a demon in my view.

Edgar Allen Poe

Joost Davetiyesi

İnternet televizyonu Joost'dan davetiye kapmak için dolaşmadığım blog sayfası kalmamıştı. Bugün sağolsun Abacus bana Teknoist'ten Joost ile ilgili sevindirici bir haber yolladı. Gigaom ve Joost ortaklığıyla herkese davetiye! "Bu fırsat kaçmaz!" diye gazete reklamı sloganı atmazsam da olmaz ayrıca. Hemen aşağıdaki linkten siz de bir davetiye edinin.

http://joost.com/presents/gigaom-newteevee/

Think Before You Post

Hem düşündürücü, hem de ürkütücü.



Acaba bir gün gerçekten böyle olacak mı?

SnūzNLūz

Sanırım bu aletten almam gerekecek.. Ancak ismi her nedense salyangozu çağrıştırıp esnememe sebep oluyor. Neden salyangoz düşünüp esnediğimi de çözebilmiş değilim. Herneyse.

"Bir 5 dakika daha uyuyayım." deyip sözü geçen aletin "Snooze" tuşuna bastığınızda, kablosuz olarak internetten banka hesabınıza bağlanıp seçtiğiniz hayır kuruluşuna bağışta bulunuyorsunuz. Uykuya devam edecek kadar zengin miyiz acaba?



SnūzNLūz hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Yumurta Kapıya Dayanınca

Dönem sonu geliyor ve doğal olarak dönem ödevlerinin teslim tarihi de yaklaşıyor. Hocalar ödevinize ilgi gösterip, en azından taslakları yollamanızı istiyor. Fakat gel gelelim siz yan gelip yattınız ve World of Warcraft'a daldınız. Çözüm ne?

Bilgisayarınızı suçlayıp, aşağıdaki linkten bozuk bir dosya oluşturup biraz vakit kazanmak. Herhangi bir şey yollamanız gerekmiyor. Oluşturacağınız dökümanın ismini ve tahmini büyüklüğünü yazmanız yeterli. :)

http://www.filedestructor.com/

Sunshine Through The Rain

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; deve tellal iken, pire berber iken, ben dayımın beşiğini tıngır mıngır sallar ile iken, özel televizyonların temeli atıldı. Ardından "Parliament Sinema Kulübü - Pazar Gecesi Sineması" diye bir kuşak girdi hayatımıza.

O zamanlar haftada bir banyo yapan haylaz çocuk - yani ben-, yatak saatimi yalvar yakar esnetip, kaloriferin yanındaki sıcacık koltuğa gömülüp, pazar akşamlarını eşsiz kılan ve pazartesi günü okul sendromunu hafifleten filmleri televizyonda izlerdim. Artık dizi çöplüğü ve çamur magazinlerin yer aldığı Türk televizyonlarında hem de..

Bugün, zamanında pek anlamadığım, ancak izlediğimde oynayan çocuk kadar korktuğum, "Pazar Gecesi Sinema Kuşağı"ndan kalma bir 'düş' beni YouTube dağıtıcılarında yakaladı.. Çocuk beynimin bilinçaltına kazınmış bir sahne.. Paylaşmak istedim.. Kurosawa'nın Yume'sinden..



"..And hey / I've looked all my life for you / Now you're here.." :)

Mükemmeliyetçilik

İsviçre’de yapılan bir araştırma, mükemmeliyetçi insanların kendilerini maruz bıraktıkları psikolojik baskı nedeniyle bazı sağlık sorunları yaşayabildiklerini ortaya koydu. Ancak uzmanlar kötümser değil. Bazı tedavi yöntemleriyle mükemmeliyetçilik dizginlenebilir.

Mükemmeliyetçi olmak yapılan işin sonuçları ve kalitesi açısından iyi sonuçlar doğursa da ruh sağlığı açısından o kadar da olumlu değil.

İsviçre’de yapılan bir araştırmaya göre, yaptıklarında sürekli olarak en iyiyi arayanlar büyük bir psikolojik baskı altında kalıyor ve bu tip baskılar da birtakım sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.

Mükemmeliyetçi olduğu birtakım testlerle kanıtlanan orta yaşlı 50 erkeğin katıldığı araştırmada deneklerden, iki veya üç kişilik bir grubun önünde yapılacak bir konuşmanın metnini 10 dakika içerisinde hazırlamaları istendi.

Testin diğer ayağındaysa deneklerden 2083’ten geriye doğru 13’er 13’er saymaları talep edildi. Yanlış yapan deneğin baştan başlayacağı da hatırlatıldı. Test sonrasında kusursuzluğu kendisine ilke edinenlerin daha fazla stres hormonu salgıladığı ortaya çıktı. Hep en iyisini yapmak gerektiğini düşünenlerin ayrıca daha çabuk yorulduğu, daha çabuk sinirlendiği ve morallerinin daha fazla bozulduğu tespit edildi.

Araştırmacılarsa, mükemmeliyetçiliğin insanların kendi kendilerine edindikleri bir huy olduğunu ve birtakım davranış tedavileriyle daha normal ve gerçekçi seviyelere çekilebileceğini belirtiyor.

NTVMSNBC'den alınmıştır..