Another Sunny Day

Bugün kalktığımda her nasılsa dışarıdan hiç şehir gürültüsü gelmiyordu. Saat 12'ydi halbuki. Cumartesi günü ve Büklüm Sokak nasıl boş olabilir? Bir gariplik olmalı diye düşündüm. '28 Days Later' filmi aklıma gelince birden irkildim. Ancak kalkıp terasımdan sokağa baktığımda hayatın hala aktığını gördüm. Çift camlı pencerelerin artısı bu zannedersem.

Hemen geçen gün yaptığım 'Primavera' listemi açtım evimi müzikle doldurdum. Dışarının kalabalık olacağını tahmin ederek, bu güzel bahar gününü evden izlemeyi tercih ediyorum. Tabii büyük etkenlerden biri teknolojik yeni oyuncağım. İnsanın evinde Apple TV'si olursa ve yeni bir LCD TV almışsa pek dışarı çıkası gelmiyor. 'Dizi manyağı' oldum diyebiliriz. Önceden de öyleydim ancak bu sefer bilgisayar başında tüneyerek değil, koltuğumda rahat rahat oturarak izliyorum. Evimde en çok kullandığım şeyin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Kablosuz ağ.

Yarın uzun bir süreden sonra babam gelecek. Bu yüzden evimi toparlamam gerekiyor. Yoksa bir ton laf işiteceğim. Biliyorum iyiliğimi istiyor kendisi ama bazen bir ton, bir buçuk tona çıkınca çok ağır geliyor. Kendimi baskılanmış hissediyorum. Bu da moralimin bozulmasına sebep oluyor. Şu an bir buçuk ton laf işitmediğime göre mutluyum, sanırım. Özledim kendisini. Hem ona da değişiklik olacak. Bu kadar bahsettim kendisinden, annemi yeni kaybettiğimiz zamanlardan bir fotoğrafla süsleyelim bu blog'u. Bu fotoğrafta saçlarımı daha kestirmemiştim ve bir misafirlikteydik. Profesör ve ________ oğlu. Boşluğu siz doldurun.



Sınavlar geldi çattı ve her 'normal öğrenci' gibi çalışmam gerek. Şu ana kadar kitabın kapağını bir kere kaldırıp bakmadım desem sanırım 'normal öğrenci' kalıbına uymuş oluyorum. Bu arada her nedense 'masa başına oturup ders çalışmalıyım' cümlesi ağız sulandırıcı geliyor küçüklüğümden beri. Dişçi koltuğuna oturmak gibi değil de, sanki bütün bir çikolatalı sufleyi bitirmek gibi geliyor. Ama tahmin edersiniz ki bütün çikolatalı sufleyi yedikten sonra içinizin bulanması çok olası. Ben de bunu bildiğimden çok canım çektiğim zaman masa başına oturuyorum. Sanırım öncelikli hatam bu. Tabii bölümü sevmediğimden dolayı motivasyon düşüklüğünü de sayabiliriz.

"Peki,hala neden okuyorsun?" sorusuna hiç girmeyelim. Daha fazla işlerimi ertelemeden klavye kullanan ellerimi biraz elektrik süpürgesiyle oyalamaya gidiyorum..

Not: Yazıyı bitirirken arkada Belle and Sebastian - Another Sunny Day çalıyordu. :)

0 comments: