Stranger In A Strange Land

Lost'un 3. sezon 9. bölümünü izleyenler bu sahneye tanık oldular. Sanırım dizinin tarihindeki en heyecan verici sahnelerinden biri buydu. Bu kadar masum bir sahne, nasıl bu kadar erotik olabilir. Juliet.. Ah Juliet..

Aşağıdaki saçmalıkları yazdıktan sonra bir nefes aldım ve geriye bakmadım. Ne yazdığımı hatırlamıyorum bile. Tek bildiğim şey, bilgisayarımın yanında kıskaca alınmış, koyu renkli güzel gülümseyen fotoğrafı.

"Ve ağladı, ağladı, ağladı, ağladı, ağladı..."

Another Devil Dies

Geçen kış, ilkbahar, sonbahar. Biliyorum, etti bir yıl. Üzerine bir yıl daha. Son iki senedir kendini kötü hissedebilen bir insanın satırları bunlar. Geri döndü mü dönmedi mi belli değil. Belki bir adım geri atıyor Yeniçeriler gibi salakça. Her bir adım adım ileride geriden bir parça bekliyor beni. Sıkıldım doğal olarak bu olaydan.

Tek başıma tüm olanaklarım sağlanmış evimde aptal aptal bilgisayar başında geçirmekten başka birşey yapmıyorum aptalca. Herşeyin bir bedeli var ve bu bedel bana çok ağır geliyor. Bedeli yavaş yavaş hayatımmış gibi hissetiğim bir dönemde üstüne üstlük Grey's Anatomy'nin 314-317 arası bölümlerini izleyip daha da bunaltıyorum kendimi. Bir gün belki de Meredith Grey kadar basit bir sonum olacak. Nasıl olsa doktorlar 4 saat uğraşıp beni kurtarmaya çalışmazlar diyor gibiyim.

Kendimi meşgul etmem gerek ama biliyorum ki her sabah yine aynı güne kalkıyorum. Gözlerimi açtığımda tavanımdaki çatlak daha da büyüyor. Ağlıyor birileri yukarıda ve bu ağırlığı taşıyamayacak kadar güçsüz olacak bir gün tavan. Hava kapalı olmamasına rağmen içimde birşeyler salsa yapıyor. Başım dönüyor ve midem bulanıyor.

Tunalı'ya taşındığım zaman ne kadar mutluysam ve sabahları yürümekten ne kadar zevk aldıysam, dolmuşlardaki "Hakkımda ne düşünüyorsan Allah sana iki katını versin." tabelası gibi, o zamanlar ne yaşadıysam tam tersini iki kat daha yoğun yaşayayım gibi bir his kapladı son zamanlarda. Anlatabiliyorum umarım. Değil mi Muzaffer?

Belki bir gökkuşağı düşecek gözümün önüne. Ondan sonra bir an mutlu hissedip yanaklarım kızaracakmış gibi hissediyorum, sanki sıcak şarap içmiş gibi. Neden bahsettiğimi ben bile bilmiyorum. Belki anlatabildim bazılarına kendimi, ama Muzaffer anlamadı.

Annemi çok özledim. Hem de çok..

Son zamanlardaki favori şarkımın sözlerini yazmasam olmaz bu blog'a. Tall Pony hakeder de, bereli mucize Badly Drawn Boy haketmez mi? Buyrun. Anlayanlar lütfen, "Comment" sistemini kullanıp, anlamayanlara anlatsınlar bir zahmet.

Well your face still makes my day
Just like it did in the past
When you turned me away
I kept coming back for more
That's a choice I chose
You were so distant
But I stayed close

It feels like we've weathered the storm
Without having the privilege of calm

And when we sing
I hear another devil dies
When that bell rings
An angel gets its wings
And if I pushed
Would you all fall down?
Coz I don't need this on my back

The hatred will tear us apart
If you don't do what you did at the start

Should I go or will you stay
We'll find a plan of attack
There's a price to pay
For showing no reaction
To all the simple things
In time you will know what I know
But for now you win

The hatred will tear us apart
Another devil will take out your heart

But when we sing
I hear another devil dies
When that bell rings
An angel gets its wings
And if I pushed
Would you all fall down
Coz I don't need this on my back

It seems like we've weathered the storm
Without having the privilege of calm

...

Yoruldum. Hem de çok..