Pearl Jam ve son albümleri 'Pearl Jam' Hakkında..

Nerden başlasam, nasıl anlatsam? 1990’lara damgasını vuran ve günümüze kadar sağlam adımlarla gelmiş bir grubu nasıl anlatmalı diye sorup durdum günlerce kendime. Sıkı bir Pearl Jam hayranı olarak cevabı hala bulamadım ancak hazır yeni albümün heyecanıyla bir yerlerden başlamalı artık.



Pearl Jam, 1990 yılında şarkıcı Andrew Wood’un uyuşturucu komasına girip hayata gözlerini yummasıyla, ‘Mother Love Bone’ grubunun küllerinden bir zümrüdüanka misali hayat buldu. Bir çok kez davulcu değiştirdiler ancak şu anki kadroda davulda Matt Cameron, gitarlarda Stone Gossard ve Mike McCready, bas gitarda Jeff Ament, ve vokalde Eddie Vedder yer alıyor.

1991’de yayımladıkları, yaklaşık 10 milyon adet satan ve ismini favori basketbol oyuncuları Mookie Blaylock’un forma numarasından alan ‘Ten’ albümünden sonra medyada kendilerinden fazla bahsedilmesini sevmeyen Pearl Jam içine kapandı. Kendi reklamlarını yapmaktan çekindiler, ancak politik görüşleriyle bir şekilde adlarından söz ettirdiler. Bu sırada birçok albüme sessiz sedasız imza attılar. Elbette bir Pearl Jam hayranı için bütün albümleri birbirinden güzel, ancak başarılılara örnek olarak Vitalogy (1994), Binaural (2000) ve Riot Act (2002) verilebilir.

Riot Act’ten bu yana Pearl Jam’den B-Side’larını topladıkları ‘Lost Dogs’, en iyilerini topladıkları ‘rearviewmirror’ ve Benoraya Hall canlı kaydından başka haber alamadık. Taa ki 2006 yılına kadar. Pearl Jam’in uzun zamandır beklenen ‘Pearl Jam’ albümü Sony BMG ve Radyo ODTÜ işbirliğiyle 16 Mayıs’ta Türkiye’deki müzik severlerle buluştu.



‘Pearl Jam’ grubun çıkardığı en tutarlı albüm. Albümü dinlemeye başladığınızda bir anda Pearl Jam’in Seattle’ına giriyorsunuz. Eddie Vedder’ın ağzından çıkan alevlere tanık olup, grubun dünya hakkındaki görüşlerini öğreniyorsunuz. Gitarlar ve gitar soloları çivi gibi, eleştirilere maruz kalan insanları duvara zımbalıyor adeta. Pearl Jam’in ‘Ünlüler Duvarı’nda çivilediği pek çok insan var. Bunların arasında Irak Savaşı’ndan etiketledikleri George Bush’da mevcut.

İlk 5 şarkı; “Life Wasted”, “World Wide Suicide”, “Comatose”, “Severed Hand” ve “Marker In The Sand”le adeta baş döndürüyorlar. Aslında albümü programı tersten başlatılmış bir çamaşır makinasına benzetebilirim. Sıkma programıyla başlayıp, halim kalmayana dek beni bitirip, yavaş balladlarla enerjimi tekrar dolduran şarkılar içeriyor ‘Pearl Jam’. Bu arada son şarkı, “Inside Job”un da hakkını yememek gerekir. Eminim “Stairway to Heaven” etkisini siz de hissedeceksiniz.

Vedder’ın eleştirel sözleri, Gossard ve McCready’nin ince dokunmuş gitar örgüsü, Ament’ın sade ve kesin basları, Irons’ın kusursuz davulları... “Pearl Jam” yine yapacağını yaptı. Meğer 4 sene sırf hayranlarını tatmin edecekleri bir albüm üzerinde çalışmamışlar. Eski hayranlarına da sürpriz yapacakları, yeni hayranlar kazanacakları, 16 yıllık olgunlukla karşımıza çıkacakları ‘Pearl Jam’e çok sıkı hazırlanmışlar. Deneyimlenmesi ve arşivlere eklenmesi gereken bir albüm...

mcakyurek@gmail.com

(Radikal Gazetesi'nin 30 Mayıs 2006 tarihinde yayımlanan 'Genç' ekinde yer almıştır.)

İstanbul Gezisi 2

İstanbul gezimin ikinci kısmını yazamadan bir daha yedi tepeli şehre yoluculuk gerçekleştirdim. Bu sefer Efes One Love Festivali'nin 2006 ayağı vesilesiyle. Ayrıntılara daha sonra gireceğim. Fotoğraflar şimdiden hazır. Bakmak isteyenler şöyle buyrun.