Yorucu Günler

Bütün gün boyunca Tuçe’yle Alt Sokak bölümünü hazırladık. Aslında erkenden biter diye bekliyordum ama sandığımdan uzun sürdü. Tabii ki benim sayemde. Rahat bir insanım ve Tuçe doğal olarak bu huyuma sinir oluyor. Ama sonuçta kaydımızı aldık. Dışarıdan kendimi dinleme şansını yakaladım ancak müzik stüdyosunda olduğumuz için bu fırsatı yitirdim.

IWHYSHY? başarılı yılbaşı konserinin ardından radyonun doğumgünü için tekrar iş başında. Repertuarın çoğunu Gamze’nin evinde toplanıp yeniledik. Eğer başarabilirsek gerçekten güzel birşeyler ortaya çıkacak. Az zaman kaldı ve son dakika heyecanı yerleşmiş durumda. Gol atmanın tam zamanı.

Yorucu geçen günler, sanırım salı günü sonlanacak. Kostümlü doğumgünü partimizi attığımız zaman yola koyulacağım. Eskişehir’e geri dönüş geldi de geçiyor gibi hissediyorum. Artık evime gidip, sabahları güzel kahvaltı yapıp, kitap okumak ve müzik dinlemek istiyorum. Çok mu şey istiyorum?

Yılbaşı

Nereden başlamalı bilmiyorum. Sanırım 1 hafta önceye geri dönmeliyim. Çocuklar gibi şen olduğum zamana. Neden derseniz, benim gibi bir Apple çılgını yeni iPod'una kavuştu. Bu buluşma cuma günü gerçekleşti. Apar topar bizim radyo DJ'lerinden Tunca'nın yanına gittim ve beraber o cici kutuyu açtık. Tunca'da bu Apple hayranlığımı paylaşabildiğim sayılı kişilerden. Hatta eski iPod'uma bile talip. Neyse, sanki Tutankamon'nun mezarını açıyorduk. İçinden böyle güzel bir alet çıktı.





Güzel diziler ve müzik videoları yükledim bile. Gayet güzel de oynatıyor kerata. Yolculuklar artık daha çekilebilir hale geldi. Yavaş yavaş Eskişehir'e otobüsle gitmek acı verici oluyor doğal olarak. Zaten düz karayolu, keşke saatte 300 yapan Discovery Channel'da gösterilen uçak motorlu arabalar işlese Ankara-Eskişehir arasında. Hayatımın 2.5 saati yolda geçiyor.

Geçtiğimiz cumartesi radyoda kurduğumuz ve "Neden utanalım ki?" sloganıyla Kubrick'in Eyes Wide Shut'ını karıştırdığımız grubumuz IWHYSHY?'ın sahne almadan önceki son provasını yaptık. Tamam, ritm kaçırabiliriz, bazı şarkıları çalamayabilirim ve vokalistler detone olabilir ara sıra. Ama neden utanalım ki? Sonuçta radyomuzun geleneksel erken yılbaşı partisinde çıkacaktık. Çıktık hatta. Çok içtik ve çok eğlendik. Grup gitaristimiz Hakan'ın habercimiz Anıl'a para verip tezahürat yaptırması da ayrı bir eğlenceydi. "Vefik sucks, Hakan seni seviyoruuuz!"

Bize göre pek başarılı olmasak da radyo insanları tebrik ettiler. Bu elbette bize gaz verdi ve faciamızı genişletme kararı aldık. Radyo insanlarından gerçek seyirciye açılıyoruz. Repertuarımıza ekler yapıp radyonun 11. doğum gününde çıkıyoruz. Sanırım. Bu konserde Judas Priest, Billy Idol, Bon Jovi, H.I.M. ve Shocking Blue gibi 11 şarkımız vardı. Bu setlist daha da değişecek bakalım.



Radyonun yılbaşı geçti, ertesi güne ayıldık. Dersler vardı, gidebildim neyse ki. Finaller öncesi Eskişehir'e bir kaçış yaptım. Bu kısa süreli ziyaretten sonra yine Ankara'ya geri döndüm. Yılın son Alt Sokak'ı başarılı geçti. Yine takılmalar devam ediyor ama güzel bir program oldu Tuçe'nin emeğiyle. Bu arada Burak'ın Takıntısı'nda Sebastien Tellier'nin La Ritournelle şarkısı sanırım bu yılın vazgeçilmezi olacak benim için. 7 dakikalık bir şarkı olmasına rağmen şarkı akıp gidiyor ve Sayın Tellier sözlerini söyleyip çıkıp gidiyor. Sözleri şöyle.

Oh nothing’s gonna change my love for you
I wanna spend my life with you
So we make love on the grass under the moon
No one can tell, damned if I do
Forever journeys on golden avenues
I drift in your eyes since I love you
I got that beat in my veins for only rule
Love is to share, mine is for you

Muhteşem. Diyecek birşey bulamıyorum.

Yılbaşı çabucak geldi. Önceden radyodaki arkadaşlarımla anlaşmıştık ve zaten bizim radyonun DJ'lerinin çalacağı Çankaya Venue'ye gittik. Eğlendik, ama az içtik. Ortamdaki kro popülasyonu dışında güzel bir partiydi. Yılbaşı zamanı karşı cinsten bir sevdiceğin olmamasıysa acı verici bir durumdu. Biz de erkek dostluğunu gerçekleştirdik. Herkes sevgi yumağı şeklinde birbirine sarıldı. Arkadaşlardan başka güzel ne olabilir ki yalnız zamanlarda. Çoğalan popülasyona daha fazla dayanamadım ve oradan Locus Solus'a geçtim.

Locus Solus'ta benim taa ana sınıfından beri arkadaş olduğum Doruk'un kuzeni Ali ve arkadaşları vardı. Kostüm partisi vardı ve deli Ali beni kapıda beklediğini söyledi. Bir baktım siyah bir fularla gözlerini kapatmış, elinde içki kadehi. Çok komik bir görüntüydü. Sanki pruvadan korsanlar denize ittiriyorlar. Girdim Locus Solus'a ancak boşalmıştı. Geç kalmanın acısıyla biraz içtim ve dans ettik. Sonra iki lezbiyenin öpüşmesini izleyip oradan evlere ayrıldık. Geç olmuştu ama ben uyanıktım evde. Vefik'ten bir mesaj geldi, iki kız bir erkek geliyoruz diye. Ben o bir erkeğin Vefik olmasını diliyordum ancak ümitlerim boşa çıktı. Uyuz, Vefik'in de tanımadığı bir çocuk ve iki kız. Biraz içtikten ve muhabbetten sonra yatağıma yöneldim.

Böyle ilginç geçti yılbaşı.. Kısa kestim, sıkıldım..