Yolculuk sonu..

Sanırım uzun bir süre - 1 hafta kadar - yolculuk yapmayacağım. Yorulmadım ancak biraz derslere gidip gelmem gerek. Fırsat olsa yurt dışına çıksam, orada uzun bir süre kalsam. Mesela, İrlanda sahilleri. Veya İngiltere'nin herhangi bir sahili. İtalya'da olur. Farketmez. Çok param olsun, kendi evim olsun ve akşam insanların arasına karışıp Pub'da içsem. Akşam sevdiğim Brit gruplardan biri çıksa, fena mı?

Ankara gri ve yağmurlu olduğunda daha çekilebilir. Yağmur damlaları pencereden süzülürken arkada belki Coldplay'in Parachutes albümü iyi gidebilir. Daha bir çok müzik olur ama şimdi bunu dinlemeyi uygun gördüm. Don't Panic'le açılan albüm hep etkilemiştir beni. Basit ama dolduruyor yavaşça içimi.

Bayramda Eskişehir'de kafa dağıtma yolu olarak içmeyi uygun gördüm. Pek çok insanın yaptığı gibi. Bir Tekel bayii ile yaptığım konuşma sonucu bayramda satışların biraz arttığını öğrendim. Güzel bir iki kafe ve içilecek birkaç mekan dışında pek bir yer yok Eskişehir'de ancak arkadaşlarım yanımda olunca eğlendim doğal olarak. Uzun zamandır görmediğim insanları da gördüm.

Bol bol DVD izledim. Bir sinema delisi, uzun zamandır film izlemiyor. Siz düşünün halimi. Başına oturunca 6-7 saat kalkamadım. Sanırım favori filmim yine mutluluk dozajı yüksek The Sound of Music. Bu filmde ayrı bir sihir var, ne olduğunu çözemedim. Saflık, sevgi ve mutluluk. Keşke o çocuklardan biri olsam diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Daha ne kadar kaçacaksın sorusuna sanırım hala verilecek bir cevabım yok. Yaşama tutunmaya çalışıyorum ama gerçekten. Neden basit bir olayı bu kadar abarttığımı da bilmiyorum.

Ankara'ya geri dönecek olursak, yine burası aynı yer. Ancak daha sessiz. Cumartesi olmasına rağmen sokaktan geçen arabalar birkaç tane. Soğuk diye mi düşünüyorum, olamaz. Boxer'la oturmam evde mümkün olmazdı. Sanırım dışarı çıkıp, iPod'u alıp, biraz yürüdükten ve karnımı doyurduktan sonra Alt Sokak Podcast'i ile uğraşmaya radyoya gitsem iyi olacak.

0 comments: