Pazar ve Pazartesi

Zaman istemesem de akıp gidiyor. Pek çok geride bırakmam şeyi bıraktım, hafızama yük bindirdim bazen. Bazen hiç uğraşmak istemedim. Ne diye ağırlaştırayım ki gereksiz bilgilerle kafamı.

Günler Nick Drake ve Elliott Smith'le geçiyor hala ama ben daha iyiyim. Sınavlar başladı ve ortalama sonuçlar peşindeyim. Finallere ve ödevlere biraz ağırlık vermeli yoksa her zamanki sonuçlarla karşılaşmam olası. Herneyse. Kafa dağıtmak için iyi yöntemlerden biri.

1) Müzik dinlemek.

Müzik bana birçok şeyi hatırlatıyor. Ancak John Scofield, Spin Doctors veya Jacques Loussier Trio dinleyince insan biraz da olsa uzaklaşıyor dünyadan.

2) Kendini biraz işe vermek.

Bu güzel gerçekten. İyi bir çözüm gibi duruyor. Pazar günü, ertesi gün sınavım olmasına rağmen çok eğlendim. Neden? Şöyle ki, radyonun insanları kaynaştırıcı ve daha kaliteli yayın için hazırladığı workshop'lar başladı. Bütün gün sınava mı çalışsam, yoksa workshop'a mı gitsem diye kararsızken birden "Gidiyorum" dedim. İyi ki de gitmişim. Sunum tekniklerinde spontane konu üzerine konuşmada kısıtlı dakikalar yüzünden çuvalladım. Rock'n Roll yarışmasında Foreigner'ın ismi aklıma gelmedi. Yine çuvalladım ama dediğim gibi eğlendim. Zaman geçti en azından. Ah Urgent, yaktın beni.

3) Kendini arkadaşlara vermek.

Arkadaşlar farketmese de duygu kurtarıcılar bence. Bir yerlere çağırılmak ve beraber bişeyler yapmak özlediğim birşeydi. Ankara'da böyle tabii. Eskişehir'deki yakın dostum Can'la hep görüşüyorum. Neyse. Haftasonu radyodan Aybüke beni davet etti. Whattz Up'a gittik ev arkadaşları ve kalabalık başka bir grupla. Şirin kızlarda vardı bu arada. Ehem.. Müzik grubundan bahsedeyim. Bilmem kaç sene önce izlediğimde o kadar iyi değillerdi ancak şimdi kendilerini aşmış gözüküyorlar. Klavye oturmuş ve gitarist de hiç fena değil. Bilinen coverları gerçekten iyi yorumladılar. Buna Depeche Mode, Enjoy The Silence'da dahil.

Bir başka müzik grubu da radyoda kurduğumuz Rock'n Rock projesi. Daha grubun ismi koyulmadı. Ben de merakla bekliyorum. Pazartesi iki sınavdan yorgun argın çıktım ve dosdoğru radyoya gittim. Elimde ağır gitar amfim ve sırtımda bas gitarım. Vefik yayından çıktı ve kendimizi dar prodüksiyon stüdyosuna kapadık. Aslında saatler öncesinden dayanamayıp çalışmaya başlamıştık biz. Elim ağrıyordu. Ancak okuldan çıktığım anla orada olduğum an arasında dağlar kadar fark olduğunu hissettim. Yorgun değildim. Çalışma saat 1'e kadar devam etti. Sonrasında başka hangi şarkıları yapabiliriz diye mutfağa geçip fikirleri döktük. Çok ama çok iyi zaman geçirdim. Oradan çıkınca eve gelmeye o kadar çekinmedim. Çünkü arkadaşlarımın ertesi gün hala orada olacaklarını biliyordum.

Eve dönerken iPod'da U2 çalıyordu. Original of Species. Ne kadar güzel bir şarkı bu.

0 comments: