Geceler

Uzun zamandır yokum ortalarda çünkü uzun zamandır yazacak zaman ve güç bulamıyorum kendimde. Zaten sıkıcıyımdır büyük ihtimalle. Bu hafta genelde Ankara Caz Festivali'yle geçti. Bizim radyo basın sponsoru olunca tabii boyle güzel konserlere gitmemek ayıp olur. Gerçi tek ciddi ciddi izleyen ben oldum sanırsam.

Peter King Quartet'le coştuk, Lica Cecato ile bossanova'nın dibine vurduk -ki Girl From Ipanema bile söyledi, söylemese garip kaçardı- ve TRT İstanbul Radyosu Caz Orkestrası'yla geçmiş caz standartlarına geri döndük. Peter King'de radyodan Gamze'lerle, Lica Cecato'da Eskişehir'den Can'la ve Caz Orkestrası'nı Emre'yle izledim. Şimdi bakıyorum da hiç yalnız kalmamışım.

Herneyse. Can geldi Eskişenir'den. İçip dibine vurmak için. 24 Kasım'da Radyo ODTÜ Queen Gecesi geleneksel oldu artık, Lica Cecato'dan çıktıktan sonra hemen Manhattan'a gittik. Tıklım tıklımdı ve radyodaki insanların neredeyse hepsi oradaydı. Geçtiğimiz sene yine karaoke yarışması vardı ve orada başarılı olmuştuk Ali'yle. Bu seferde şansımızı deneyelim dedik. Herşey güzel gidiyordu sadece bir-iki ölçü kaçırana kadar. Tam "Blood on your face!" diye bağırırken arkada müzik "We will rock you!" diye şakımaya başlayınca toparlaması hem zor oldu, hem de bir daha kendimize gelemedik. Vefik sağolsun bizi kurtardı iyice rezil olmaktan. Gecenin ganimetiyse iki şişe bira oldu, o da katıldığımız için yarışmaya.

Ertesi gün Can geri döndü Eskişehir'e ve Emre bir süredir Ankara'daydı. Biz de onunla Harry Potter and The Goblet of Fire'a gittik. Film hiç fena değildi. Yine bir sürü şeyi atlamışlardı ve ben sinirlendim, ancak eğlendiğimi de itiraf etmeliyim. Özellikle klasik bir balo sahnesinden sonra çocukların hepsinin Jarvis Cocker'la eğlenmesi hoşuma gitti. Hemen sıkıştırıvermişler büyücü dünyasına ama iyi gitmiş. Cuma günleri pek sosyal aktivite yapamıyordum. İyi geldi sinemaya gitmek.

Cumartesi günüyse neredeyse tüm gün evdeydim ve tembellik yaptım. Oturdum müzik dinledim, çamaşır yıkadım ve bulaşıkları hallettim. "Ev hanımı günü" Emre'nin bana gelmesiyle sonlandı. Yine evde takıldık bir süre ancak çok acıktık ve konsere gitmek gerekiyordu. Hemen yola çıktık. Ankara ve iğrenç trafiği. Üstüne yağmur yağınca tahmin etmesi zor değil. ODTÜ A1 kapısından girdiğimde hep bir rahatlama yaşıyorum. Neyse. Konser bitti ancak gece bitmedi. Saklıkent'te Britpop parti vardı. Hemen oraya yollandık. Suitcase çıkıyordu, ancak izlediğimiz o grup değildi mutlaka. Vokalist tamam kendini hep birşey zanneden bir adam da, bari birazcık Mi çalarken grup Mi ile söyleseydi. Detone olmak bu kadar olur. Arkada back vokal yapan gitarist söylemeye başladığında ne kadar rahatladığımı anlatamam. Hemen kaçtık oradan. Sonra Başar'a gittik. Orada kaldım ve şimdi evimdeyim.

Biliyorum çok boşlanmış bir günlük yazısı oldu, bu seferlik böyle.

0 comments: