Doğum günü..

23 Ekim geldi ve geçti. Açıkcası nasıl geçti anlamadım. Annem gideli bir sene oldu. Onu da anlamadım.

İlkokul arkadaşım Can gelecekti ancak kendisi hakem ve bir maçı çıktı Bursa taraflarında. Biz de Emre'yle kaldik. Emre'de yakın arkadaşlarımdan. O'da taa ana sınıfından. Eskişehir'de güzide bir mekan, Sempre. İyice acıktıktan sonra oraya gittik. Mermer üzerinde bonfile, efendim doğranmış sebze parçaları ve soslar. Güzel yemek. Kırmızı şarap yok mu? Yok. Canımız istemedi. Ramazan dolayısıyla değil.

Çıktık aylak aylak dolaştık etrafta. Aklımda bir yandan "ya, iyi de, bugün eğlenmeli miyiz?" gibi sorular geçmedi değil. Talihsiz bir olay ve hayatımın sonuna kadar buruk doğum günleri yaşayacağım. 29 Şubat'ta doğmayı tercih eder miydim? Ederdim.

Çok gezdik. 6:45'e gittik. DJ'den Massive Attack'in Blue Lines albümünden kendi seçtiği bir şarkıyı çalmasını rica ettim. Pek ılımlı değiller istek parça yapmakta. Doğum günümü bile kullanmadım ancak çaldı sağolsun benim için. Eğlendik bu sırada Emre'yle. Konuştuk, konuştuk ve konuştuk. En son doğum günü alkolsüz geçmez dedik. Hallerde "Şarap Evi" denen yere gittik. Yorulmuştuk ama içtik yinede. Sonra herkes evine dağıldı.

Yatağıma girdim ancak ne kadar sıradan bir gün diye düşündüm. Hani bazı insanlar vardır, çok arayanı olur onların. Doğum günlerinde susmak bilmez telefonları. Güzel gelir insana başka insanların hatırlanması. Özel gün size ait olunca ve aynı durumu yaşamayınca insan ister istemez üzülüyor. Belki hatırlanmamak veya kimsenin sizi önemsememesi. Yalnız hissetmek. Hiç dalmıyorum artık oraya.

Güzel haber de almadım değil. Mesela Alt Sokak'ın podcast'i demo olarak Apple Günleri'nde gösterilecekmiş. Harika! Cumartesi gününü açıkcası iple çekiyorum. Uzun süredir İstanbul'a tek bir amaçla gidiyordum ve bu daha değişik geliyor. Biraz heyecan verici ve belirsiz bir durum. Bakalım ne olacak?

0 comments: